2019 Eylül Kova Çağı Numeroloji Topluluğu
(AAA Ajai Alai Awaikening International Kundalini Yoga and Numerology School Aylık Yayını)
EYLÜL BÜLTENİ
“Ey tasasız kişi, ikinci çeyrek başladı (hayatın ikinci çeyreği), uyan ey bilinçsiz varlık, mülkünü gözet, hasadın tükenmek üzere. Mahsulünü koru ve Tanrı’yı, Guru’yu sev. Uyanık ve farkında kal ki hırsızlar seni soyamasın. Ölüm yoluna gitmemeli ve ıstırap çekmemelisin. Ölüm korkun ve dehşetin kaybolmalı. Guru’nun öğretileriyle, Tanrı’ya (yüksek benliğine) saf kalple ve saf dille meditasyon yaptığında, aydınlanmanın (güneşin) ve iç dengenin (ayın) lambası yanar. Nanak der ki: Tanrıyı hatırlamayan aptal, dualitede nasıl huzur bulabilir?”
– Guru Nanak
2019
9
Eylül
Evrensel Bilinç & Hücresel farkındalık
Zamanın ve mekanın ötesinde
Tüm eylemlerde bilinçli bir varoluş
9 Süptil Beden’e ve Mul Mantra’nın “Ajuni” (doğmamış olanın) çizgisine bağlıdır; bu terim bize bu sayının kişisel olmayan niteliğini çağrıştırır.
Kişisel olmayanın ilk özelliği, bize olanla aramıza mesafe koyabilme kapasitesidir. Neden olup biten herhangi birşeyi kişisel alalım ki? Bizimle ilgili değil, hiçbir zaman bizimle ilgili olmadı. Aynı zamanda, daha derin bir boyuta kendimizi açmanın tek yolu fiziksel duyularımız, duygularımız, hislerimiz, düşüncelerimizle hayatı nasıl deneyimlediğimize derinden kulak vermektir. Eğer tepki göstermez ve onlarla özdeşleşmezsek, bunların arkasındaki evrensel gerçeğe temas etme olasılığımız olacaktır. Evren mütemadiyen, bizim vasıtamızla bizimle iletişim kurar. Bizler, hem gözlemci, hem de deneyimi yaratan olarak yaşayan bir çelişkiyiz 9 bu çelişkiyi gerilimsiz bir şekilde kapsar.
En yüksek spiritüel nitelik kendini gözlemlemektir, tümüyle burada ve aynı zamanda da zamanın ve mekanın ötesinde olmaktır. Zıtlıkların oyununa kapılmamış (“ajuni”) ve kendi kişisel algı alanımızda açığa çıkan evrensel yaşamın gözlemcisi olmaktır. Bu hal tolerans gerektirir; tepki göstermeden, olup bitenin ne kadarını kendi alanıma dahil edebilirim?
Ağustos bize her şeyin ne kadar birbirine bağlı olduğuna dair net bir anlayış sundu ve akışta olma imkanı verdi. 9, yukarıdan gelen bir algıdır ve akışta olduğumuzu görebilme şansını bize sunar. Bir parçamız, yetersizliklerimizin, sınırlarımızın ve eylemlerimizin kendimiz, diğerleri ve çevremiz üzerindeki etkisinin tümüyle farkında. Kendimize yalan söylemeyi bırakmanın; bilen ve gören bu parçayı inkar etmekten vazgeçmenin zamanı geldi. Günlük yıkıcı eylemlerimizi inkar edersek, spiritüel olarak büyüyemeyiz.
Gerçek %100’dür veya yoktur. Taviz veya pazarlık mümkün değildir. Eskiyi bırakma ve kendimizi yeniye açma vakti geldi. Bilinçteki bir değişim, otomatik olarak bu dünyadaki eylemlerimde ve davranışlarımda değişim anlamına gelir.
Bir projeye veya insanlara katkıda bulunmak elzemdir, ancak bir müddet sonra bu projenin bir sınırlamaya dönüştüğünü fark edebiliriz. Her şey çok çabuk değişiyor. Adanmışlık, kendimizi % 100 sunmak / vermek açısından önemlidir ancak bu bizi körleştirmemeli ve içinden çıkamayacağımız yeni bir konfor alanı yaratmamalıdır.
Farkındalık ve uyanıklık olmadan, bilinçaltı sınırlarımız ve hayatta kalma içgüdülerimiz, daha da fazla tepki ve derin bir ikilem yaratarak bizi yoksunlaştırır. Seçimlerimizin ne kadarının hayatta kalma içgüdülerimiz tarafından yönetildiği sorusu gündeme gelir. Yaşadığımız toplumlardaki eğilim yerini doldurmak, biriktirmek ve sermayeleştirmektir. Çoğu zaman, bu eğilim yıkıcıdır. Toplumda ‘hayatta kalmanın’ tek yolu gibi görünen alışıldık olan yaşam tarzlarına uyum sağlamak için yaşamımızı, gelecek 20,30 veya 40 yıl için daireler, arabalar, eşyalar satın alarak, .. ve borçlarımızı geri ödeyebilmek için stresli işlerde uzun süreler çalışmak üzere programladık. Bu tür yaşam seçimleri, çevresel açıdan çok maliyetliler / pahalılar ve gezegenimizin durumunu ve sağlığını etkiliyorlar.
Evrenin yaşamıyla kıyaslandığında, 80-90 yıllık bir yaşam hiçbir şeydir. Aynı zamanda yaşamımızla fark yaratabiliriz. Bu sadece eylemlerimize kattığımız bilinçle mümkündür. İçinde tümüyle mevcut olduğumuz bilinçli eylem sadece bu hayatı değil, insanlığın – zaman ve mekanın ötesindeki – tüm katmanlarını (süptil beden) etkileyebilir. Bu, bilincin tüm alanında yankılanan ve daha iyi bir yarın için katkıda bulunan şeffaf bir eylemdir. Yaşam, bilinçle icra edilen bir sanata dönüşür.
Amazon ormanlarının yanmasına şahit oluyoruz. Çözümü çok zor ve karmaşık bir konu olduğu için kendimize güçsüz olduğumuzu söyleyebiliriz. Zararın boyutu karşısında çok küçük hissedebiliriz. Çaresizliğimizin telafisi olarak biraz daha faza çikolata yiyebilir, meşguliyetimizi artırabilir, evimizde ve günlük yaşamımızda daha fazla eşya biriktirebilir ve böylece bu yok edici yangına daha da fazla katkıda bulunabiliriz! Bu bir kısır döngü. Daha fazla tahribat yaratıyoruz ve sonra da bu tahribatın verdiği rahatsızlığı görmemek ve hissetmemek için kendimizi körleştiriyoruz. Bizi taşıyan dalı kesiyoruz! Değişim zaman alabilir, kendimize karşı sabırlı olmalıyız. Eğer ısrarlıysak, bu yeni tutumumuz huzuru deneyimlemenin kapısını açacaktır.
VEYA bireysel eylemlerimizi (1) değiştirerek, bütünü (9) değiştirme gücümüzün olduğunu idrak ederiz.
8 + 1 = 9. Bireysel pranamı (8) yönlendirdiğim alan, tüm gezegeni etkileyecektir. Her şeyin arasındaki bağlantının (8) farkında olarak, sorumluluğumuzu (1) üstleniriz. Yaşamın farklı yönleri ve detaylarına kattığımız kararlılık, dikkat ve sevgi, daha iyi bir yarın için sunduğumuz katkıyı belirleyecektir.
Spiritüel bir yola veya düzenli bir pratiğe sadece yaşamımızın kalitesini yükseltmek veya kalıplarımızı değiştirmek için adanma lüksümüz yok. Bugün, başka bir seçim olmadığından dolayı kendimizi adamaya davetliyiz. Yaşamımızdaki değişim, bütünlüğü kabul ettiğimizde ve aynı zamanda kendimize, başkalarına ve tüm gezegene karşı olan sorumluluğumuzun bilincine vardığımızda, kendiliğinden ve kendi ritminde gerçekleşecektir. 9, çok sayıdaki 1’in çokluğudur. Bizi, mevcut seçimlerin çokluğuna ve bu seçimlerin çokluğa olan etkisine açar. 9 sayısı bize gezegensel boyutu ve insanlık boyutunu sağlar. Tüm varlıklara huzur veren seçimler nelerdir ?
Küçük bir kuşun, Sinek kuşunun hikayesi bize bu yönü açıklar. Ormanda yangın vardı ve sinek kuşu nehre kadar uçup ormana geri geliyor ve küçük gagasına doldurduğu suyu yangına döküyordu. Nehrin kıyısında dinlenen büyük bir Pelikan onu izliyordu. Sinek kuşunun alevler tarafından yakıldığını gördüğünde Pelikan, Sinek kuşuna bu kadar küçük miktarlarda suyu bu derece büyük bir yangına dökmenin ne kadar faydasız olduğunu söyledi. Sinek kuşunun tek cevabı şuydu: ‘Ben kendi payıma düşeni yapıyorum’.
‘Umuyorum ve dua ediyorum ki, bilinçli olup Dünya Ana’yı koruyacaksınız ve yarını kurtarmak adına çocuklarınıza kesin olarak neyi yapıp neyi yapmamaları gerektiğini öğreteceksiniz.’- Yogi Bhajan, 1991
3 ile birleştirilmiş 9’un son özelliği şekle dairdir. Seçtiğimiz yol (şekil), şekilsiz olana hizmet etmeli ve şeffaf olmalıdır. Sunduğu mesajı ve titreşimi tümüyle alabilmek için geleneğe tamamen ve tavizsiz bir şekilde sadık olarak kalbimiz diğer tüm geleneklere ve onları takip edenlere de açık kalmalıdır. Deneyimlerimizi sınırlandırarak daha fazla ikilem yaratırız. Yaşamımızın bazı dönemlerinde daha önce algılamadığımız alanlarda derinleşmeye dair şamanlara, sufilere dair hatıralarımız canlanabilir. Bu tür başka şekiller, bilincimizi genişletmek ve zihnin kurmaya meyilli olduğu duvarları yıkmak için yardımımıza gelir. 9 bizi, formun ötesindeki özle bağlar.
Ressam Olun – Osho
Zen’de derler ki, eğer ressam olmak istiyorsanız on iki yıl boyunca resim yapmayı öğrenin ve sonra da on iki yıl boyunca resim yapmakla ilgili her şeyi unutun.
Sanatın çelişkisi, önce ona dair disiplini öğrenmek ve sonra da o disiplini tümüyle unutmak gereğidir. Eğer onun ABC’sini bilmezseniz, çok derinine gidemezsiniz.
Ancak eğer onun sadece tekniğini bilirseniz ve tüm yaşamınız boyunca tekniğini uygularsanız, teknik açıdan çok becerikli olabilirsiniz; ancak bir teknisyen olarak kalırsınız – hiçbir zaman sanatçı olmazsınız.
Zen’de derler ki, on iki yıl boyunca tamamıyla unutun. Meditasyon yapın, odun kesin, kuyudan su taşıyın. Her şeyi yapın, resim yapmak dışında.
Ve sonra resim yapabiliyor olacaksınız. Yirmi-dört yıllık bir eğitim: on iki yıl boyunca tekniği öğrenmek üzere eğitim ve on iki yıl boyunca tekniği unutmak üzere eğitim.
Ve sonra resim yapabilirsiniz. Şimdi teknik sadece sizin bir parçanıza dönüşmüştür; artık teknik bir bilgi değildir, kanınızın ve kemikleriniz ve iliğinizin bir parçası haline gelmiştir.
Şimdi spontane olabilirsiniz. Sizi engellemeyecek, hapsetmeyecektir.
Eğer bunu yaparken neşeleniyor, içinde kaybolmuş hissediyor, keyif ve huzurla dolup taşıyorsanız, o zaman bu gerçek bir sanattır.
Eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsanız, ünlü olamayacağınızı kabul etmelisiniz, tanınmış biri olamazsınız. Basit bir gerçeği öğrenmelisiniz: sanat uğruna sanat, başka herhangi bir neden için değil. O zaman yaptığınız her ne ise keyif alın. Eğer yaptığınızdan keyif almak için yeni arkadaşlar bulabilirseniz, iyi; eğer keyfinizi paylaşacak kimse yoksa, o zaman tek başınıza keyif alın. Eğer SİZ keyfini çıkarıyorsanız, bu yeterlidir. Eğer yaptığınızla tatmin olmuş hissediyorsanız, bu yeterlidir.
Gerçek sanatın anlamı: Sessiz, sakin, keyifli olmanıza yardımcı oluyorsa; sizde kutlama hissi yaratıyorsa; sizi dans ettiriyorsa – size birinin katılıp katılmaması önemini kaybediyor; eğer sizinle Tanrı arasında bir köprüye dönüşüyorsa, bu gerçek sanattır. Eğer meditasyona dönüşüyorsa, gerçek sanattır. Eğer onda, egonuzun yok olacağı derecede yutuluyorsanız, gerçek sanattır.
Ve eleştirmenlerin yorumları sizi endişelendirmesin. Eleştirmenler sanat hakkında hiçbir şey bilmezler. Aslında, sanatçı olamamış insanlar eleştirmen olurlar. Eğer bir koşu yarısına katılamazsanız, eğer bir Olimpik koşucu olamazsanız, en azından yolun kenarında durup koşanları taşlayabilirsiniz; bunu kolaylıkla yapabilirsiniz. Eleştirmenlerin yapmaya devam ettikleri şey budur. Onlar katılımcı olamazlar, onlar herhangi bir şey yaratamazlar. Resim yapmayı seven ve zamanın tüm eleştirmenlerinin karşı durduğu bir Sufi mistikle ilgili bir hikaye duymuştum. Herkes ona gelip, ‘Bu yanlış, bu yanlış.’ diye işaret edermiş.
Sufi, bu insanlardan yorulmuş ve bir gün tüm resimlerini evinin önüne asmış ve tüm eleştirmenleri, resimlerini düzeltmek için fırçalarını, boyalarını alıp gelmeleri için davet etmiş; çünkü eleştirmenler yeterince eleştiri yapmıştı ve artık düzeltmeleri yapmanın zamanı gelmişti.
Tek bir eleştirmen bile davete icap etmemiş. Eleştirmek kolaydır, düzeltmek zordur. Ve o günden beri eleştirmenler gelmekten ve Sufi’nin resimlerini eleştirmekten vazgeçmişler. Sufi, doğru olan şeyi yapmış.
Belirleyici olan şey sizin içsel hissiniz, içsel parıltınız, içsel sıcaklığınızdır. Eğer müzik yapmak size sıcaklık hissi veriyorsa, içinizde keyif yükseliyorsa, ego kayboluyorsa, o zaman sanat en dinsel eyleme dönüşür, olası en meditatif eyleme. Eğer herhangi bir sanat, müzik, resim, heykel, dans alanında var olabilirseniz, eğer herhangi bir sanat dalı varlığınızı ele geçirebilirse, bu dua etmenin en iyi yoludur, meditasyon yapmanın en iyi yolu. Bu size yavaş yavaş, adım adım Tanrı’ya doğru rehberlik edecektir.
Osho, The Dhammapada: The Way of the Buddha, Bölüm 10, Ünite 2.
Fıkra
Bir arabada, yaşlı bir kadın şoförle orta yaşlardaki kızı yan yana yol alıyorlarmış. Yaşlı kadın kırmızı ışıkta geçmiş. Kızı, yaşlı annesini incitmek istemediğinden hiçbir şey söylememiş.
Yaşlı kadın, bir sonraki kırmızı ışıkta da geçmiş.
Kızı: ‘Anne, arka arkaya iki kırmızı ışıkta da geçtiğinin farkında mısın?’ demiş.
Anne: ‘ Aa! Arabayı ben mi kullanıyorum??” demiş.
Bu ay için önerilen Kriya ve Meditasyonlar
Pranayam: Sağlığınızı yeniden yapılandırmak için On altı-bölümlü Nefes (11 dak) – Hücresel boyutta bağlantı, hücresel çokluğun farkındalığı.
Detoks için Kriya: (yaklaşık 30 dak), Self-Experience kitabı, s.9 – Bedeniniz şeffaf bir kaptır.
Dinlenme (11 dak)
Kendini takdir etmek ve önemli kılmak için Meditasyon ( 20 dak) –Eylemlerimin ve sonuçlarının sorumluluğunu üstleniyorum.
Gerçeğin kalibresini kazanmak için Meditasyon (31 dak) – Şeklin ötesinde, bilincime, kutsallığıma, gerçeğime hizmet eden şekli seçiyorum. İnançlarımdan özgür olduğumda görünen seçimlerin çokluğu.
Yeniay 30 Ağustos (Avrupa saati):
Farkındalığınızı yükseltmek için yumuşak bir kriya seçin.
Ruh, metabolizma ve benliği hizalamak için Meditasyon
Dolunay 14 Eylül (Avrupa saati):
Farkındalığınızı yükseltmek için yumuşak bir kriya seçin.
Meditasyon NM 13 Eylül 2000, Şekil vermek. ‘A Year with the Master’ kitabı, s.78.
Yeniay 28 Eylül (Avrupa saati):
Farkındalığınızı yükseltmek için yumuşak bir kriya seçin.
Meditasyon NM403 İnsan Ruhu – Ruhunuzu Cilalayın. ‘Meditations for the New Millennium’ kitabı.
Kriyalara ulaşmak istiyorsanız lütfen bizimle iletişime geçin.
Bu ay sizi, ışıkla yaşayan, bazen ‘breatharians’ (bretaryenler) olarak adlandırılan insanların deneyimlerini internette araştırmaya davet ediyoruz. Bu konuda birçok farklı fikir var. Sizde yarattığı yankıya bakın!










