Çocuklukta Duygusal İhmalin (ÇDİ) en acı verici semptomlarından biri de şaşırtıcı bir şekilde en doğrudan düzeltilebilir olanıdır. Kim hayatının bazı anlarında tüm bunların ne için olduğunu merak etmemiştir? Amaç ne? Neden bu dünyadayım? Ne yapıyor olmam gerekiyor? Bir şeyler gerçekten önemli mi? Bazı insanların bu sorularla diğerlerinden daha fazla mücadele ettiğini fark ettim. Ayrıca duygusal […]
Çocuklukta Duygusal İhmal-Yaşamda Amaç ve Anlam Bulmak
Arzu Prema
Kim hayatının bazı anlarında tüm bunların ne için olduğunu merak etmemiştir?
Amaç ne?
Neden bu dünyadayım?
Ne yapıyor olmam gerekiyor?
Bir şeyler gerçekten önemli mi?
Bazı insanların bu sorularla diğerlerinden daha fazla mücadele ettiğini fark ettim.
Ayrıca duygusal olarak ihmal edilmiş bir şekilde büyümekle ilgili, sizi bu mücadeleye daha da yatkın hale getiren bir şeyler olduğunu fark ettim.
“Ama bu ne olabilir ki??!” Merak ediyor olabilirsiniz, tıpkı benim yıllardır merak ettiğim gibi.
Bugün, tüm bu sorulara en iyi cevaplarımı paylaşmak istiyorum. Elbette hayatın anlamını bildiğimi iddia etmiyorum ama hayatı neyin anlamlı hissettireceğini konuşabileceğimize inanıyorum.
Bu iki önemli yaşam faktörü, duygusal olarak ihmal edilmiş birçok insanın deneyimlediği amaç ve anlam mücadelesinin anahtarlarını sunar. Çocukken duygularınız yeterince onaylanmadığında, kendi duygularınızı iterek, sorgulayarak veya uyuşturarak büyürsünüz. Bu, bir yetişkin olarak hayatınızın anlamlı olduğunu hissetmek söz konusu olduğunda 3 özel zorluğa yol açar.
a) Bir düzeyde, tamamen hayatta olmadığınızı hissetmenize neden olur.
b) Sizin için önemli olan şeyler hakkında sizi bilgilendirmesi gereken duygular yeterince mevcut değildir.
c) Duygular bir tutku ve yön kaynağıdır. Bu mesajların içeriden eksik olması, kaybolmuş ve yalnız hissetmenize neden olabilir.
Şimdi bu yazıya başlarken söylediğim ilk cümleye geri dönelim: “Çocuklukta Duygusal İhmalin (ÇDİ) en acı verici semptomlarından biri de şaşırtıcı bir şekilde en doğrudan düzeltilebilir olanıdır.” Evet bu doğrudur.
Tüm bunlar için en iyi çözüm nedir? Duygularınızı hayatınıza tekrar davet etmek!
Bu üç basit adımın, hayatınızın size ne kadar önemli hissettirdiği konusunda büyük bir fark yaratabileceğini tekrar tekrar gördüm.
İnanması zor olabileceğini biliyorum, ama benim için çok açık:
Yaşamın yakıtı hissetmektir. Çocuklukta doymadıysak, yetişkin olarak kendimizi doldurmalıyız. Aksi takdirde kendimizi boş boş koşarken buluruz.
Çocuklukta Duygusal İhmal, bunun nasıl olduğu ve bundan nasıl kurtulacağınız hakkında daha fazla bilgi edinmek için Duygusal İhmal Testine ücretsiz girin.
Dr.Jonice Webb.
Bu makale ilk olarak psychcentral.com’da yayınlanmıştır.
Kaynak: Yazının İngilizce orjinali için Tıklayınız.
Çev: Arzu Prema
Çocuklukta Duygusal İhmal-Yaşamda Amaç ve Anlam Bulmak
Arzu Prema
Dr. Jonice Webb Çocukluğunuzda duygusal olarak ihmal edilmiş olduğunuzun farkına varmak, yaşamınızda büyük bir dönüşümün başlangıcıdır. Bu durum, gözle görülebilen veya hatıralarımızda net olarak yer alan bir tabloya işaret etmemektedir bu nedenle de onu teşhis etmek biraz çaba gerektiriyor. Peki Çocuklukta ihmal edilip edilmediğinizi nasıl anlarsınız? 1.Ailenizle veya arkadaşlarınızla birlikte olduğunuzda kendinizi ait hissetmiyor musunuz?2.Başkalarına […]
]]>Dr. Jonice Webb
Çocukluğunuzda duygusal olarak ihmal edilmiş olduğunuzun farkına varmak, yaşamınızda büyük bir dönüşümün başlangıcıdır. Bu durum, gözle görülebilen veya hatıralarımızda net olarak yer alan bir tabloya işaret etmemektedir bu nedenle de onu teşhis etmek biraz çaba gerektiriyor.
Peki Çocuklukta ihmal edilip edilmediğinizi nasıl anlarsınız?
1.Ailenizle veya arkadaşlarınızla birlikte olduğunuzda kendinizi ait hissetmiyor musunuz?
2.Başkalarına bağlı olmadığınız için gurur duyar mısınız?
3.Yardım istemekte güçlük çeker misiniz?
4.Aileniz ve dostalrınız çok mesafeli ve uzak olduğunuzdan yakınırlar mı?
5.Yaşamda potansiyelinizi gerçekleştiremediğinizden şikayetçi misiniz?
6.Sık sık yanlız kalmak istiyor musunuz?
7.İçinizde bir ses aldatıldığınızı veya kandırıldığınızı söylüyor mu?
8.Sosyal ortamlarda kendinizi rahatsız hissediyor musunuz?
9.Sıklıkla kendinize kızıyor veya suçluyor musunuz?
10.Başkalarını eleştirdiğinizden çok kendinizi mi eleştiriyorsunuz?
11.Kendinizi başkalarıyla kıyaslıyor ve yetersiz mi buluyorsunuz?
12.Hayvanları sevmeyi insanları sevmekten daha kolay bulur musunuz?
13.Sık sık sebepsiz yere rahatsız ve mutsuz hisseder misiniz?
14.Ne hissettiğinizi anlamak konusunda sıkıntınız varmı?
15.Zayıf ve güçlü yanlarınızı tanımlamakta güçlük çeker misiniz?
16.Kendinize dışarıdan baktığınız oluyor mu?
17.İçinizde inziva isteği fazla mı?
18.Kendinizi sakinleştirmekte güçlük çekiyor musunuz?
19.Sizi şimdiki zamanda olmaktan geri çeken bir şeyler olduğunu hissediyor musunuz?
20.İçinizin bomboş olduğunu hisseder misiniz?
21.İçinizde “bende bir sorun var” diyen bir ses varmı?
22.Kendinizi disipline etmekte sıkıntı yaşıyor musunuz?
Yukarıdaki sorulara Evet cevabı verdiğiniz konular, çocukluğunuzda hangi duygularınız konusunda ihmal edildiğinizi gösteriyor.
Şimdi çocukluğunuzda duygusal ihmale uğramış olduğunuz konular açsından bir iç görünüz var. Aşağıda bu durumun etkilerinden özgürleşmenizi sağlayacak bazı öneriler bulacaksınız.
Öncelikle, Çocukluktaki Duygusal İhmalin etkilerinden özgürleşmenin neden önemli olduğunu konuşalım.
*Çocukluğunuzda ebeveynlerinizin size duygusal anlamda etki etmiş her türlü davranışı, sizin yetişkin yaşamınızda kendinize olan davranış modalitenizi belirler. Bu gerçek yüzlerce araştırma ile kanıtlanmıştır.
*Duygular, biyolojinizin reddedilemez kısımlarını oluşturur. Eğer duygularınızı görmezden gelirseniz, kendinizle çok ilgili olduğunuzu sansanız da bir başka seviyede kendinizi ihmal etmektesinizdir.
*Duygular, her türlü ilişkinin temelini belirler. Eğer duygularınızla temas etmezseniz, yaşamınızla irtibatınız ve mutluluğunuz için gereken büyük bir kaynağı kaybedersiniz.
*Duygusal zekanın, yaşamda ve işte başarı sağlamak açısından entellektüel zekadan çok daha önemli olduğu kanıtlanmıştır. Kendi duygularınızı tanımlamanız, yönlendirmeniz ve idare edebilmeniz büyük yaşamsal öneme sahip olduğu gibi başkalarıyla olan ilişkilerinizde duygularınızı kontrol edebilmeniz açısından da son derece önemlidir.
*Çocukluklarında ebeveynlerinden duygusal olarak ilgi ve değer görmüş olan insanlar genellikle bu tutumu kendi çocuklarında da devam ettirirler. Ancak kendi çocukluklarında duygusal olarak ihmale uğramış olan kişiler kendi çocuklarına bu ilgi ve önemi vermek konusunda büyük mücadele içinde olmak durumunda kalırlar. Çocuklarınıza gereken ilgiyi ve önemi vermek için öncelikle, kendinizin kör noktalarını, eksik kalmış yönlerinizi, ebeveynlerinizden alamadığınız ilgi ve önemin sizde nelere sebep olduğunu anlamak için bilinçli bir çaba harcamalısınız aksi taktirde sizde olmayanı bir başkasına vermeniz mümkün değildir.
Duygusal İhmal Edilmişlik Gerçeği ile yaşamanın zorlukları nelerdir?
*Duygular, davranışların ardında gizlenirler. Davranış alışkılarınızı belirleyen şey duygularınızdır. Eğer bir analoji kuracak olursak, araba davranış, motor ise duygudur. Arabayı ve onun yeteneklerini görmemiz çok kolaydır. Ancak motoru görebilmemiz için kaputu açıp bakmamız gerekir.
*Duygularımızın dilini bilerek doğmadık. Duygular, karmaşık, güçlü ve çetrefilli olabilirler. Çoğu insan duygularını kolayca bastırma yoluna gitmektedir.
*Eğer keni duygularınıza karşı körleşir ve onları görmezseniz, başalarının duygularını da göremezsiniz, buna çocuklarınız da dahildir.
Kaynak: Yazının İngilizce orjinali için Tıklayınız.
Çev: Arzu Prema
Dr.Jonice Webb Çocuklukta Duygusal İhmal (ÇDİ) , ebeveynleriniz sizi yetiştirirken duygularınıza yeterince tepki vermediğinde ortaya çıkar. Yaygındır ve sevgi dolu evlerde bile olur. Hepimiz biyolojik olarak içimize bağlanmış duygularımızla doğarız. İnsan beynimizin tabanından çıkarlar ve özel reseptörler aracılığıyla karınlarımıza girerler ve oradan geçerler. Beğensek de beğenmesek de hepimizin duyguları vardır. Duygulara sahip olmayı veya hissetmemeyi seçemeyiz ve ne hissedeceğimizi […]
Çocuklukta Duygusal İhmal Sağlığınızı Nasıl Etkiliyor?
Arzu Prema
Dr.Jonice Webb
Çocuklukta Duygusal İhmal (ÇDİ) , ebeveynleriniz sizi yetiştirirken duygularınıza yeterince tepki vermediğinde ortaya çıkar. Yaygındır ve sevgi dolu evlerde bile olur.
Hepimiz biyolojik olarak içimize bağlanmış duygularımızla doğarız. İnsan beynimizin tabanından çıkarlar ve özel reseptörler aracılığıyla karınlarımıza girerler ve oradan geçerler.
Beğensek de beğenmesek de hepimizin duyguları vardır. Duygulara sahip olmayı veya hissetmemeyi seçemeyiz ve ne hissedeceğimizi seçemeyiz.
Bu nedenle, eğer ÇDİ ile büyüdüyseniz, bedeninizde bulunan fiziksel sorunların bundan kaynaklı olduğunu bilmeden yaşıyor olabilirsiniz.
Bunu okurken endişelenmeyin. Çünkü öğrenmek üzeresiniz. Ve bir kez öğrendiğinizde, bu durumu tersine çevirebilirsiniz.
Çocuklukta Duygusal İhmal konusunda uzmanlaşmış bir terapist olarak, insanların yönetilmeyen duygularının yaşamlarına ve sağlıklarına her gün zarar vermesine izin vermemelerine yardımcı oluyorum.
İnsanların duygularının neredeyse tamamen farkında olmamalarından ve sadece duygularını hissetmekle kalmayıp, aynı zamanda onların farkında olmak ve onları aktif olarak yönetmek için önemli olmadıklarına dair derin bir inançtan gittiklerini gördüm.
Şaşırtıcı bir şekilde, bir kez hissetmemize izin verdiğimizde, onunla birlikte gerçek ihtiyaçları, istekleri, görüşleri ve değerleri olan gerçek bir insan olma duygusu gelir.
Önemli olan ve sağlığı önemli olan gerçek bir insan. Bakıma değer biri. Ve umursayan biri.
Çocuklukta Duygusal İhmal görünmez ve üzerinden uzun zaman geçtiği için unutulmuş olabilir, bu nedenle sizde olup olmadığını bilmek zordur. Öğrenmek için , ücretsiz Çocuklukta Duygusal İhmal Testini yapın.
Duygularınızı nasıl hissedeceğiniz ve kendinize daha iyi bir öz bakım göstereceğiniz hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çocuklukta Duygusal İhmalin İzi: Boşluk Hissi ve Çocuklukta Duygusal İhmalin İzi: ÇÖzümler adlı kitaplara bakabilirsiniz.
Çocuklukta Duygusal İhmal Sağlığınızı Nasıl Etkiliyor?
Arzu Prema
KENDİNİ KOŞULSUZ SEVMEK Arzu Prema Başlığa baktığınızda kendi kendinize “ben zaten kendimi seviyorum” demiş olabilirsiniz. Belki bu sizin için böyle olabilir. Ya da en azından öyle olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ancak tüm yaşamımız boyunca geçtiğimiz binlerce deneyimden sonra anlam veremediklerimizi bilincin derinliklerine gömdüğümüz gerçekliğinden kaçamayız. Yaptığım yüzlerce danışmanlık seanslarında danışanların yaşamlarında yarattıkları bir çok sorunun altında […]
]]>Başlığa baktığınızda kendi kendinize “ben zaten kendimi seviyorum” demiş olabilirsiniz. Belki bu sizin için böyle olabilir. Ya da en azından öyle olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ancak tüm yaşamımız boyunca geçtiğimiz binlerce deneyimden sonra anlam veremediklerimizi bilincin derinliklerine gömdüğümüz gerçekliğinden kaçamayız.
Yaptığım yüzlerce danışmanlık seanslarında danışanların yaşamlarında yarattıkları bir çok sorunun altında kendi kendini suçlama ve bundan dolayı da kendini koşulsuzca sevememe duygusunun olduğunu gözlemledim. Bu durumun bilinç dzeyinde farkında olmak günlük yaşamın koşuşturması içinde mümkün değil elbette. Ancak kişisel dönüşüm teknikleri sayesinde bu mümkün. Fark etmek dönüşüm basamaklarının ilki, sonrasında bunu dönüştürmek etabı başlıyor. Bu etaba bir kez başlayıp ilerlemeye başladığınızda yaşamınızda mucizevi değişikliklerin olmaya başladığını görürüsünüz ve bunu görmek muhteşem bir duygudur.
*Kendinizi koşulsuzca sevebildiğinizde kendinize mutlu olma hakkı ve izni tanıyabilirsiniz,
*İçinizde doğuştan var olan masumiyetle yeniden bağlantıya girersiniz,
*Kendinizi koşulsızca sevebildiğinizde önünüze çıkan harika fırsatları değerlendimek için kendinize izin verebilir hale gelirsiniz,
*Kendinizi koşulsuzca sevdiğinizde bu başkalarının size olan davranışlarını olumlu yönde değiştirir,
*Kendinizi koşulsuzca sevmeniz kişisel güveninizi arttırır ve sizi cesaretli hale getirir,
*Böylece iş yaşamınızda başarı sağlarsınız,
*Gerek ailevi, gerek sosyal ve gerekse yakın ilişkilerinizde mutlu ve huzurlu hissedersiniz.
Kaynak: Robbins-Madanes Core 100 Training Yaşamınızda istekleriniz, hayalleriniz ve tutkularınız var. Peki bunlar hangi duygunuz tarafından yönlendiriliyor hiç düşündünüz mü? Hepimizin temel yaşamsal ihtiyaçları ve değerleri mevcut. Bunlar genel geçer ihtiyaçlar değil, verdiğimiz kararların altında yer alan ve o kararları vermekle ilgili motivasyonumuzu tetikleyen bize özel temel gereklilikler bunlar. Her insanın sürekli olarak tatmin edilmeyi […]
]]>Kaynak: Robbins-Madanes Core 100 Training
Yaşamınızda istekleriniz, hayalleriniz ve tutkularınız var. Peki bunlar hangi duygunuz tarafından yönlendiriliyor hiç düşündünüz mü?
Hepimizin temel yaşamsal ihtiyaçları ve değerleri mevcut. Bunlar genel geçer ihtiyaçlar değil, verdiğimiz kararların altında yer alan ve o kararları vermekle ilgili motivasyonumuzu tetikleyen bize özel temel gereklilikler bunlar. Her insanın sürekli olarak tatmin edilmeyi bekleyen altı temel insani ihtiyacı vardır. Buna İnsani İhtiyaçlar Psikolojisi diyoruz.
Bu ihtiyaçlar, Güven ve kesinlik, Heyecan ve macera, Değerli hissetmek, Sevgi ve ilişkilenme, kişisel gelişim ve Dünyaya katkıda bulunmak.
Her insan için bu ihtiyaçların önem sırası farklı olmakla birlikte bu ihtiyaçlarını sağlamakta kullandıkları yol ve strateji de yine kişiye özeldir.
Sözü edilen bu temel insani ihtiyaçlar altı tane olarak belirlenmiş ve aşağıda detaylı olarak açıklanmıştır. Bu temel ihtiyaçlar konusunda kendi duygularınızı ve yaşamınızı gözden geçirdiğinizde, hangi duygu veya ihtiyacın sizin için daha öncelikli öneme sahip olduğunu anlamanız mümkün.
Bunu anlamanız niye önemli?
Bu temel ihtiyaçlarınızı anlayıp bunlarla ilgili bir önem sıralaması yaptığınızda, yaşamınızda yaptığınız seçimlerin, kendinizle ve dünya ile kurduğunuz duygusal ilişkinin ve yakın ilişkilerde bir kişiye olan yöneliminizin altında yatan en temel ihtiyacı anlama şansına sahip olursunuz.
Bu temel ihtiyacı nasıl karşıladığınızla ilgili davranış modalitenizi anlamak, kendinizle kuracağınız ilişkide daha net, isteklerinizde ve hedeflerinizde daha açık bir vizyona sahip olmanızı sağlar.
Gelin birlikte inceleyelim bu altı insani temel ihtiyacı.
1 KESİNLİK VE GÜVEN İHTİYACI
Yaşamda her daim güvende hissetmek isteriz, acıdan kaçmak ve rahat bir ortamda yaşamak en temel isteklerimizin başındadır. Her birey, yaşamında belli ölçüde güvenlik ve kesinlik arar; başını sokacak bir yer, yarın ne yapacağı sorusunun cevabını bilmek, hastalandığında bakım sağlamakla ilgili güvenceye sahip olmak veya komşusu tarafında saldırıya uğramayacağından endişe etmemek gibi. Bunlar güven ihtiyacı ile ilgili bazı örnekler.
Savunmasız bir bebekten, bir yetişkine ve hatta yaş almış bir bireye kadar herkes yaşamda belirlilik arayışındadır. Ancak hangi konuda belirlilik arayışında olunduğu kişiden kişiye değişir. Bir insan, tek göz odada yaşayıp, işsizlik maaşıyla yaşarken güvende hissediyorken, bir diğeri her yıl bir milyon dolar gelir sağladığında güvende hissedebilir. Her ne kadar, her birimiz için belli miktarda kesinlik gerekliyse de kesinlik kavramı içinde nelerin olduğu insandan insana değişir.
2 BELİRSİZLİK, HEYECAN VE MACERA İHTİYACI
İkinci temel ihtiyaç ise belirsizlik ve maceradır. Heyecan ve çeşitlilik bizi fiziksel ve duygusal olarak dinç tutar. Her insanın yaşamda değişikliğe ve maceraya ihtiyacı vardır. Bedenimiz, zihnimiz veya duygusal sağlığımız bir ölçüde değişikliğe, egzersize, sürprizlere ve heyecana ihtiyaç duyar.
Her gün aynı şeyi yapmak zorunda olan bir insan, bir süre sonra değişiklik ve çeşitlilik arayışına girecektir. Tıpkı güvende olduğumuzdan emin olmak istediğimiz gibi, değişikliğin sağladığı heyecan yaşadığımızı hissetmek için ihtiyaç duyduğumuz bir şeydir. Bazısı haberleri izlemekle bu ihtiyacını tatmin ederken bir başkası, aşırı uçta, yüksek riske sahip aktiviteler yaşayarak veya ekstrem cinsel bir yaşam ile çeşitlilik ihtiyacını giderir. Oysa birçokları için bu tür çeşitlilik, problem yaşamak anlamına gelebilir.
3 DEĞERLİ VE ÖNEMLİ HİSSETME İHTİYACI
Üçüncü ihtiyaç, değerli ve önemlilik hissi. Her insan, önemli, değerli ve aranılır olmak ister. Küçük bir çocukken hep bir numara olmayı isterdik. Bir ailedeki çocuklar, kardeşleri ile sürekli rekabet halindedirler ve her biri özel olmak için birbiriyle yarışır. Değerlilik ihtiyacı, kendimizi başkaları ile karşılaştırmanın bir sonucudur ve bu içsel tutumumuzun bir sonucu olarak, herkesi hiyerarşik bir sıralamaya sokarız ve öyle değerlendiririz. Bir şeyi başardığımızda, inşa ettiğimizde veya yarattığımızda kendimizi değerli hissedebildiğimiz gibi birisini aşağıladığımızda da değerlilik hissi arayışı içindeyiz demektir.
Pozitif açıdan ele alındığında değerlilik arayışı, standartlarımızı yükseltmemizi sağlayabilir. Ancak eğer değerlilik hissiyatının tatminine aşırı odaklanırsak, başkaları ile ortak noktalarımızı görebilmek yerine sürekli olarak farklılıklarımızın izini sürmeye yöneliriz ve bu başkaları ile ilişkimizde büyük bir yarılmaya neden olur. Bazı insan, ailesi için bir şeyler yaptığında değerli hisseder, bazısı anlamlı bir iş yaparak, yine bir insan insanlığa hizmet ederek değerlilik hissine olan ihtiyacını karşılarken bir diğeri büyük bir servet sahibi olarak elde etmeye çalışır. Bazı insanlar, başarısızlıktan bir değerlilik hissi elde eder; bir şeyde en kötü olmak veya düşük kendine güven duygusu gibi durumlar da bu ihtiyacı karşılamalarını sağlayabilir. Değerlilik hissinin ölçüsü ne olursa olsun, he insan için önemli olma duygusu önemli bir ihtiyaçtır.
4 SEVGİ VE BAĞLANMA İHTİYACI
Dördüncü ihtiyaç ise sevgi ve bağlanma ihtiyacıdır. Herkes başka bir insanla ilişkilenmek, bağlantı kurmak ister ve herkes sevgiye ulaşmak umudu ve çabası içindedir. Bir çocuk uzunca bir süre, sevgiye ve bakıma muhtaçtır. Dokunulmayan ve kucaklanmayan çocuk ölüm tehlikesi içindedir. Bu ihtiyacımız yaşam boyunca sürecektir.
Sevgiye olan bu ihtiyaç daha sonra kurduğumuz romantik ilişkide, bizimle yaşamını birleştirmeyi kabul etmiş kişiyle olan kendimizi tamamlanmış hissetme ihtiyacında temsil edilir. Bazı kültürlerde romantik sevgi yer almaz, orada bu ihtiyaç akrabalarla, arkadaşlarla veya kabilenin üyeleriyle olan bağla yer değiştirir. Bazı insanlar sevgiyi çok nadir olarak deneyimleseler de başkaları ile olan ilişkilerinde, ait oldukları toplulukla veya iş yaşamlarındaki ilişkilerle bu ihtiyacı karşılarlar. Dolayısı ile insan için sevilme ihtiyacı karakteristik özelliğe sahiptir.
5 KİŞİSEL GELİŞİM VE DÖNÜŞÜM İHTİYACI
Beşinci ihtiyaç, gelişime olan ihtiyaçtır. Gelişmeyi durdurmak ölmekle eşdeğerdir. Sürekli olarak, entellektüel, duygusal ve ruhsal gelişme ihtiyacı içindeyizdir. Çocukluğumuzdan, yaşlılığımıza kadar yaşadığımız büyüme süreci bizi fiziksel olarak değişime uğratır. Geçirdiğimiz her deneyim sonrasında ise duygusal olarak büyür ve değişime uğrarız ve etrafımızda olan olaylara ve dışımızdaki Dünya’ya bilinçli bir cevap verdiğimiz her an yine büyür ve gelişiriz. Yaşamınızda hep olmasını istediğiniz herşey; para, sağlık, ilişkiler,mutluluk, sevgi, sürekli olarak gelişmek, genişlemek ve dönüşmek durumundadır. Aksi taktirde bozulmaya uğrayacaktır. Bazı insan için bu gelişim, fiziksel egzersizken bir başkası için kitap okumak anlamına gelebilir. Bazı insansa geliştiğini ve dönüştüğünü duyumsamak için sürekli olarak eğitim almak, okumak ve öğrenmek ister.
6 BAŞKALARINA KATKI SAĞLAMAK İHTİYACI
Altıncı ihtiyaçsa katkı sağlamaktır; kendi ihtiyaçlarımızın ötesine geçmek ve başkalarının ihtiyaçlarına odaklanmakla ilgili ihtiyaçtır. Bir insan ancak başkalarına katkıda bulunduğunda ve iyi bir etkiye kanal olabildiğinde tamamlanmış hissedebilir. Yaşamda bir değişim yaratmak, bir iz bırakmak ve karşılıksız hizmet etmek her insanın doğasında vardır. Başkalarına katkı demek, gönüllü hizmet yaparak zamanınızı paylaşmak, yardım için bağışta bulunmak, ağaç dikmek, bir kitap yazmak veya birinin çocuğu için yardımda bulunmak anlamına gelebilir. Herkesin katkı sağlayacağı alan veya durum farklıdır ancak kaçınılmaz olan şey bundan mutluluk ve keyif almak olmalıdır. Yukarıda tanımladığımız ilk dört ihtiyaç insanın hayatta kalması için önemlidir ve her insanın kişiliğinde temel öneme sahiptir ve her insan, kendisini bu konuda yalan söylese dahi, belli bir düzeyde bu ihtiyaçları karşılamak için çalışır. Son iki ihtiyaç kişisel gelişim ve katkı sağlamak insanın yaşamda tamamalanmışlık hissi edinmesi için kaçınılmazdır. Tatminkar bir yaşam için çok gerekli ihtiyaçlar olmasına rağmen, ruhun ihtİyacı olan bu duyguları karşılayacak yolu ne yazık ki herkes bulamıyor.
Sevgi, gelişim ve katkı sağlamakla ilgili ihtiyaçlarımız karşılandığında, tüm diğer ihtiyaçlarımızı içine alacak şekilde tamamlanmış hissetmemizi sağlarlar. Kendi ihtiyaçlarımızın ötesindeki şeylere odaklandIğımızda, birçok problem ve acıya neden olan durum önemsiz hale gelir. Katkı sağlama duygusu, etkin bir şekilde tüm diğer beş insani ihtiyacımızı dengeye sokan ihtiyaçtır. Eğer başkalarına hizmet ve katkı sağlamaya odaklanırsanız, bunu yapmak için gerekli kesinliğe sahip olursunuz, yaşamınız çeşitlenir ve heyecanlı hale gelir, kendinizi değerli hissedersiniz çünkü başkalarının gelişimine katkıda bulunmuş olursunuz, başkalarına yardım ettiğinizde hissettiğiniz ruhsal bağ, derin bir bütünlük hissi geliştirmenizi sağlar ve başkalarına yardım etmekle ilgili yaratıcı fikirler buldukça siz de gelişir ve dönüşürsünüz
Her insan önem sıralaması farklı olmak üzere aynı altı insani ihtiyaca sahiptir. Ancak her insan bu ihtiyaçları karşılamak için farklı yollar kullanır. Her bir ihtiyaç negatif veya pozitif yoldan sağlanabilir. Bu ihtiyaçların karşılandığı bazı yollar, bir kişi için, başkaları ve toplum için iyi olabilirken, bazı yollar kötü olabilir.
Kesinlik ihtiyacı, iyi bir yaşam standardı sağlamak adına okuyup çalışarak elde edilebilir. Ya da mücadeleden kaçınarak, mümkün olanın en azıyla yetinilebilir. Başkalarından çalarak veya biriktirerek bu duyguyu karşılayan insanlar olmakla birlikte bir batıl inanca veya öğretiye körü körüne saplanarak da bu ihtiyacı karşılamaya çalışanlar olabilir.
Değişiklik ve heyecan isteği, farklı şeyler öğrenerek veya değişik insanlarla tanışarak karşılanabildiği gibi, yüksek riskleri olan sporlar yaparak veya şiddet içeren davranışlarla birinin yaşamına kast ederek de sağlanmaya çalışıldığı olabiliyor.
Değerlilik ihtiyacı bir konuda çok iyi olmakla karşılanabilecekken, bir konuda en kötü olarak da karşılanmaya çalışılıyor.
Sevgi ve ilişkiler kurma ihtiyacı iyi şeyler yaparak, nazik davranarak tatmin edilebileceği gibi başkaları üzerinde güç elde etmek ve kendisine minnet duyulmasını zorla sağlamaya çalışarak da olabiliyor.
Bir insan gelişerek daha iyi biri olabilirken, çok kötü biri haline de gelebiliyor.
Bir insan, başkalarını yok etmek üzere katkı sağlamaya çalışırken, bir başkası insanların iyiliğine çalışabiliyor.
Her insanın içinde, bu ihtiyaçların deneyimlenmesi ile ilgili paradokslar olabiliyor. Bir insan kesinlik ve güvene büyük bir ihtiyaç duyarken, aynı zamanda heyecan ve değişikliğe de büyük bir arzu duyabiliyor, bu da sürekli olarak hangi ihtiyacın tatmin edilmesinin önem taşıdığı ile ilgili içsel bir çatışma içinde olunmasına neden olabiliyor.
Değerlilik ihtiyacı genellikle sevgi ihtiyacı ile birlikte çelişki halini alabilir. Kendisini sürekli olarak değerli ve önemli hissetme ihtiyacı içinde olan birisi ile sevgi ilişkisi kurmak zordur. Bu nedenle değerlilik ihtiyacını karşılamakla ilgili olan bir çok başarılı insan, yakın ilişkilerinde sorun yaşamakta ve gerçekten sevildiklerini hissetmemektedirler.
Bu testi doldurup [email protected] adresine yollayabilirsiniz. Siz de kendi ihtiyaçlarınızın farkındalığına varmak istiyorsanız testi bitirdikten sonra aşağıdaki linki tıklayarak bu bilgiye kolayca ulaşabilirsiniz.
Bu testin değerlendirmesi ne önem taşıyor?
Yazının başında belirttiğimiz gibi, yaşamda sizin için en temel ve önemli insani ihtiyacınızı bildiğinizde ve bu ihtiyacınızı karşılamanın en doğru yolunu bulmayı öğrendiğinizde, potansiyelinizin tamamını aktive etmeye başlar, hedef ve isteklerinizi gerçekleştirme yolunda emin adımlarla ilerlersiniz.
Yakın ilişkilerinizde karşınızdakinden beklentileriniz konusunda daha net bir vizyona sahip olursunuz, gerek eşinize gerekse başkalarına empati ile yaklaşabilmeniz kolaylaşır.
Kaynak: Chopra Center Çeviri: Şule Çetin Yedinci Bir bireyle olan her ilişkiniz eşsizdir. Diğerlerinin sizinle nasıl iletişim kurması gerektiği ile ilgili bir çok beklentiniz var. Bu beklentiler karşılanmadığı zaman ya içten ya dıştan veya her ikisinde birden tepki verirsiniz. Bu gerilim alanından dolayı arkadaşlık kurmak, sürdürmek ve samimi ilişkilerin temelini atmak zor olabilir. Sonuç olarak, […]
]]>Kaynak: Chopra Center
Çeviri: Şule Çetin Yedinci
Bir bireyle olan her ilişkiniz eşsizdir. Diğerlerinin sizinle nasıl iletişim kurması gerektiği ile ilgili bir çok beklentiniz var. Bu beklentiler karşılanmadığı zaman ya içten ya dıştan veya her ikisinde birden tepki verirsiniz. Bu gerilim alanından dolayı arkadaşlık kurmak, sürdürmek ve samimi ilişkilerin temelini atmak zor olabilir.
Sonuç olarak, niyet ve ilgi ilişkilerinizi ya düzenler yada bozabilir. Her ilişki benzersiz olsa da, ilişkilerinizde sizi güçlendirmek için kılavuz olarak kullanabileceğiniz bazı evrensel ipuçları vardır.
1. Büyümeye İzin Verin
Yıllarca bir insanın yanında bulunduktan sonra, onun hakkında herşeyi biliyormuş gibi hissedebilirsiniz. Neleri sevdiklerini, nelerden nefret ettiklerini, hobilerini, ilgi alanlarını, zorluklara karşı yaklaşımlarını vb. Bunlardan herhangi biri değiştiğinde yada hep alıştığımız şeklinde olmadığında endişelenmenize neden olabilir. Onlar neden değişiyor ve ne düşünüyorlar?
Ayrıca onları kaybetmekten ve samimiyetinizin kaybolacağindan korkarsınız. Belki bu değişiklik ve kararlara katılmıyor olabilirsiniz. Eğer kendinizi bu pozisyonda bulursanız, düşüncelerinizi öfke ile değil, dürüstlükle açıklamalısınız. Kontrolü elinizde tutmak istemekten ve onları kaybetme korkusundan kurtulun.
Arkadaşınızın yada partnerinizin kötü bir karar verdiğini hissetiğinizde, bunu biliyor olsaniz bile onun son kararını kontrol edemezsiniz. Bu yüzden gelişmeye ve büyümeye yer açın.
2. Anlamaya Odaklanın
Asla başkasının beyninde olamazsınız; onların çocukluklarını, hatıralarını, travmalarını yada insan olmakla birlikte gelen sorunların onları nasıl etkilediğini. Çoğu insan bu gibi şeylerin kendilerini nasıl etkilediğini anlamıyor bile. Yapabileceğiniz şey, başkaları ile olan ilişkilerinizin bir bölümünü onları dinlemeye ayırmaktır.
Zor soruları sorun. Cevapları beğenmeseniz bile dinleyin. Gerçekten dinleyin; telefonunuzu kapatıp, beyninizdeki yapılacaklar listesini bir kenara koyun ve dikkatinizin yüzde yüzünü verin. Söylenenleri bazen duysak da aslında dinlemeyiz. Bir anda birden fazla şey yapabileceğimizi düşünürüz ama yanılırız. Gerçek şu ki, insan beyni aynı anda yanlızca bir şeyi yapmakla görevlidir.
Siz bulaşık yıkarken, aynı anda bir arkadaşınız size son zamanlarda yaşadığı kalp kırıklığı ile ilgili içini dökerken; onu ancak duyabilirsiniz. Onun anlattıklarını hissedemez, söylediği her şeyi yakalayamaz hatta gözlerinde yaşadığı gerçek acıyı anlayamazsınız. Bu zorluklar için geçerli olduğu kadar mutlu anlar için de geçerlidir. Sevdiklerinizle geçirdiğiniz zaman paha biçilemez bir hediyedir. Onlarla geçireceğiniz son günmüş gibi onlara vermeyi düşündüğünüz özen ve anlayışı verin.
3. Yalnız Kalmaları İçin Zaman Verin
Birinin sadece sizinle zaman geçirmek istememesi ve konuşmaması bu onun size kırgın olduğu anlamına gelmez. Bunun anlamı; kendisi için zamana ihtiyacı olamasıdır. Onların kendi düşünceleri; herhangi bir kesinti olmadan, kendilerini duymak için zamana ihtiyaç duyduklarıdır. Belki de kendilerini temizlemeye ihtiyaç duyarlar; günler yada haftalar boyunca etkisinde kaldıları kötü enerjiden arınmak isteyebilirler. Yine tekrar etmek gerekirse, bu mutlaka kötü bir enerji olduğu anlamına gelmez. Günlerini zaten sizinle geçirmiş olsa bile siz yine de kendi üzerinize alınmayın.
Egonuz sizinle alakalı olan herşeyi bilmek ister, ancak anlayış egonun ötesine geçtiğinizde başlar. Örneğin, siz dışa dönük olabilirsiniz ve sevdiğiniz kişi ise içe dönük olabilir. Dışa dönük bir insan herzaman insanların çevresinde olmasını severken, içe dönük bir kişi bu fikirden tedirginlik duyabilir. (Çalışmalar bunun dopaminle alakalı olabileceğini göstermiştir.)
4. Yargılamamak Üzerine Pratik Yapın
Çoğunlukla yargılamaya programlıyız; yargılayan kişisel duygularımız ve hislerimiz var. Yargılamamaya çabalasanız bile iyi olduğunu düşündüğünüz şeylere sahip olduğunuzu ve diğerlerinin kötü olduğunu düşünebilirsiniz.
İyi haber şu ki, bilinçli olarak pratik ettiğinizde eleştirmek ve yargılamaktan çaba göstererek uzak durabilir ve zaman içinde yargılama alışkanlığınızı daha da aza indirgeyebilirsiniz. Bunu yapmak sevdikleriniz söz konusu olduğunda kolay olmaktan ziyade daha da zordur. Neden onları yabancılardan daha cok yargılıyorsunuz? Çünkü onları daha fazla seviyorsunuz. Daha iyiyi daha net bir vizyonla görüyorsunuz. Böyle güzel bir ışık gördüğünüzde yaptıklarını yargılamak yada o ışığın dışında olduğunu hissettiğiniz bir seyi söylemek istemeniz doğaldır.
İki önemli faktörü kendinize hatırlatmaya çalışın:
1.Her insan bilinç düzeyinden en iyisini yapıyor.
2.Hepimizin aydınlık ve karanlık yanları birlikte mevcut.
Bir birey ne kadar şaşırtıcı olursa olsun, olumsuz anları da vardır. Eğer doğru niyetlerle oynanırsa, bütün bu olumsuz anlar şaşırtıcı evrime ve kişisel gelişime yol açabilir. Tabi ki, herzaman fikrinizin sadece sizin fikriniz olma olasılığı da vardır.
5. Mevcut Olun
Sevdiğiniz birinin tutkularını, günlük yaşamlarını yada düşüncelerini dinlemek keyifli yada sinir bozucu olabilir. Eğer bir çocuğa sahip iseniz bu ifadeyi tam anlamıyla anlıyorsunuz demektir. Yapmanız gereken bir çok şey varken ya da uzakta olan sevdiklerinizle iletişim halinde olmak isterken odaklanmak oldukça zor olabilir.
Dünyada ki en iyi hediye onlarla o anda olabilmektir. Tutkulari hakkinda bilgi edinebilmek için hiç ilginiz olmayan yada bilmediğiniz şeyler denersiniz; nasıl video oyunu oynanır, su kayağı nasıl yapılır ya da meditasyon nasıl yapılır vb. Bütün dikkatinizi arkadaşlarınıza yada aile bireylerinize verdiğinizde, onların da sizin tarafınızdan ne kadar sevildiklerini hissetmelerine yardımcı olacaktır. Özellikle de bunun, sizin normalde zaman ayırdığınız veya ilgilendiğiniz bir şey olmadıgını bildikleri zaman.
Bu dünyada geride bıraktığımız ve insanların tek hatırlayacakları şey… Bizim varlığımız.
6. Güvenilir Olun
İnsan olarak hepimiz güven istiyoruz. Çok basit ve açık gibi görünebilir ancak bunu bulmak bazen çok zor olabilir. Kendi hayatınıza veya düşüncelerinize kapılmak, basit bir güven eylemini geçersiz kılabilir. Belki başkalarıyla konuşmadan önce düşünmezsiniz ya da size, özel olarak söylenenler söylenen kadar büyük bir anlaşma veya sır gibi görünmeyebilir. Kesinlikle emin olun, ihtiyacınız olup olmadığını sorun. Sevdiklerinizin düşüncelerini ve duygularını sizinle paylaşmayı seçmelerinin bir nedeni size güveniyor olmalarıydı!
7. Verin ve Alın
Verme ve alma döngüsü ilişkilerde karmaşıklaşabilir. Genellikle bir kişi diğerinden daha fazla veriyormuş gibi hisseder. Farz edelim ki, bazı yönlerden daha fazlasını verdiniz. Değer vermeyeceğiniz veya aynı şekilde algılayamayacağınız başka yollarla da daha fazlasını verebilirsiniz.
Genellikle insanlar gerçekten almakta zorlanıyorlar. Bu genellikle düşünülmez çünkü bilinç düzeyinde “Tabii ki almayı seviyorum!” diye düşünebilirsiniz. “Buna gerek yok”, “Buna ihtiyacım yok” veya “Bu çok pahalı” şeklinde yanıt veriyor olabilirsiniz.
Kendinizi bu tür ifadeler söylerken yakalarsanız, size gelenleri engelliyor olabilirsiniz. Sevdiğiniz insanlara tekrar tekrar böyle şeyler söylediğinizde farkında olmadan onların sizinle olan ilişksinde alma ve verme düzenini kendinize göre programlarsınız. Kendi değerleriniz ölçüsünde standardı siz belirlersiniz. Ancak bu durumda vermeyi sevdiğiniz kadar almaktan hoşlanmıyor olduğunuzu düşüneceklerdir.
Bilinçaltında, diğer kişinin sizin için yapacağı fedakarlığa kendinizi layık hissetmeyebilirsiniz. Alma ve verme akışına izin verin. İkisini de tüm insanlarla paylaştığımız bir nimet olarak kabul edin.
8. Bireysel Saygıya Özen Gösterin
İş arkadaşlarımızdan en iyi arkadaşlara, hepimiz ayrı ayrı olsak da temelde biriz. İnsanlar doğal olarak gruplar halinde olmak isterler. Bir gruba katılır ve ilkokuldan yetişkinliğe kadar kendimizi o grupta iyi hissedebiliriz. Neden? Çünkü kabul edilmek doğal bir arzu.
İçgüdüleriniz, insanlar sizin gibi olursa, kabul edilme ihtimalinin daha yüksek olduğunu söyler. Bu aslında bir yanılgıdır. Ayna görüntüsü, bir bireyin sizi benzerliklere dayanarak kabul edeceği anlamına gelmez. Farklı olanı parçalamayı seçebilirler; kıskanç olmayı da seçebilirler.
Bir kişi sizi sevgiye ve bağlantı arzusuna dayanarak kabul eder. Bir başkasının bireyselliğine saygı göstermek, karşılığında aynı saygıyı memnuniyetle karşılar. Ayrıca etrafınızdakiler arasındaki farklılıklardan da öğrenebilirsiniz. Öğrendiklerinizi kendi hayatınıza uygulayıp uygulamamanızın önemi yoktur. Bilgi bilinci, farkındalığı, sevgiyi ve başkalarının kabulünü genişletir. Bu, şimdiki zaman ve geleceğiniz için barış ve huzuru temin edebilir.
9. Kendinizi En Doğru Şekilde İfade Edin
Bir ortamda bir arkadaşınız veya başka bir ortağınız ile büyümüş olabilirsiniz. Ne kadar benzer olursanız olun, hala farklılıklar vardır. Bilinçaltınızda geliştirilen sevgi, şefkat ve takdir gösterme algınızdır. İlişkilerde iyi ya da kötü olduğunu gözlemlediğiniz şeylerin çoğu, ailenizden veya velilerinizden öğrenilir. İyi olduğunu düşündüğün şeyi uyguladın ve kötü olduğunu gördüğü şeyden kaçındın – büyük olasılıkla bilinçli bir çaba göstermeden. Tecrübelerinize dayanarak iyi ve kötü olarak düşündüğünüzü yarattınız. Ayrıca, başkalarının da bu iyi ve kötü, doğru ve yanlış yöntemleri bildiğini varsayarsınız, ancak farklı bir bakış açıları olabilir.
Bir kişinin maddi olarak aileyle ilgilendiği ve bu kisinin ortaginiz oldugu örneğini ele alalım. Bu birey için, sevgiyi ifade etme şekli bu olabilir. Bu düşünce sürecinde, bu belirli birey evde biraz farklı olabilir. Çok fazla fiziksel şefkat, iltifat veya sözlü takdir ifadeleri göstermemesi gibi. Onlar zaten bunu tüm faturaları ödeyerek yaparlar. Butun bu sarılmalar, konuşmalar vb. soguk görünebilir ve sevgiyi ifade eden kişinin bağlantısı kesilmiş gibi görünebilir. Her birimizin, birçok farklı sevgi ve ilişki algısı olan bireyler olduğumuzu unutmayın. Bağlılık, güven, sevgi ve arkadaşlık biçimleri olarak gördüğünüzü ifade eden konuşmalar yapmaktan korkmayın.
10. Günlük Sevgi Eylemlerini Uygulayın
Herkesin sevgiyi ifade etme ve gösterme şekli farklıdır. Toplumumuz bizi bu kelimenin ne anlama geldiğinin kökenlerinden ayırdı. Birçok insan bunun tatil olduğunu, doğum günleri için ne aldığımızı, yolumuza ne kadar gittiğimizi ve ne kadar çok çalıştığımızı düşünecek şekilde programlanmıştır.
Ancak gerçekte bir insanı sevmek için ona yakın olmanız gerekir mi? En derin seviyede, başkalarıyla ilişkiniz aslında çok kişisel. Her gün, her seferinde bu gezegendeki herkese sevgi gösterebilirsiniz. Hayır, dünyanın en büyük grup kucaklaşmasından bahsetmiyorum. Kendinizi sevmekten ve bu sevginin yaptığınız her şeyde dışa doğru titreşmesini sağlamaktan bahsediyorum. Her sevgi ve şefkat düşüncesi küresel olarak aynı şeyi yaratır. Buna daha fazla niyet ve dikkat göstermenin mükemmel bir yolu meditasyondur. Günlük pratikteki sevgi düşünceleri, yaşamınıza bolca sevgi getirecek, güçlü ve gerçek ilişkiler kuracaktır.
Aşağıdaki 21 günlük program ilişkinizi yeniden inşa etmek veya bir ilişkiniz yoksa buna kapı açmak için bilincinizde bir sıçrama ve hayatınızda büyük bir değişim yaratmak üzere dizayn edilmiştir. Mutluluğunuzu ertelemeyin!
İlişkide bağlarınızın koptuğunu mu hissediyorsunuz?
*İlişkinizi onarmaya mı ihtiyacınız var?
*İlişkiniz yorgun, sıkıcı veya keyifsiz hale mi geldi?
*Duygusal ihtiyaçlarınız partneriniz tarafından karşılanmıyor mu?
*İletişiminiz aşırı eleştirel veya yaralayıcı hale mi geldi?
*Birlikteliğinizde birbirinize uzak ve yabancı hale mi geldiniz?
*İlişkiniz bir krizin eşiğine mi geldi? Ya da zaten krizde mi?
İlişkinizi baştan sona yenilemeye veya onarmaya
ihtiyacınız olabilir!
Size sunduğumuz bu 21 günlük içsel çalışma ile yukarıda sıraladıklarımız konusunda derin bir anlayış geliştirecek ve kendinizle şimdiye kadar hiç kurmadığınız yep yeni bir ilişki geliştirmeye başlayacaksınız. Böylece insan olmak ve yaşam amacınızı keşfedip gerçekleştirmek yolculuğunda size eşlik edecek harika ilişkiler yaratmaya başlayabileceksiniz.
HEDEF BELİRLEMENİN ÖNEMİ Bugün hangi dilde konuşursanız konuşun, hangi ülkeye giderseniz gidin, başarıya ulaşmak için atmanız gereken ilk adım her zaman aynı: HEDEF BELİRLEMEK! Çünkü ancak doğru stratejiyle doğru hedef belirleyerek başarıya ulaşmak ve daha da önemlisi ulaşılan başarıyı sürdürülebilir kılmak mümkündür. Bu yüzden hedef belirlemenin önemini tartışmasız kabul etmek ve yola öyle koyulmak gerekiyor. […]
]]>Bugün hangi dilde konuşursanız konuşun, hangi ülkeye giderseniz gidin, başarıya ulaşmak için atmanız gereken ilk adım her zaman aynı: HEDEF BELİRLEMEK! Çünkü ancak doğru stratejiyle doğru hedef belirleyerek başarıya ulaşmak ve daha da önemlisi ulaşılan başarıyı sürdürülebilir kılmak mümkündür. Bu yüzden hedef belirlemenin önemini tartışmasız kabul etmek ve yola öyle koyulmak gerekiyor. Peki doğru hedef belirlemek ne demek ve doğru hedef belirleme stratejileri nelerdir?
Doğru hedef belirlemek, en basit anlamıyla, başarıya giden yol olarak ifade edilebilir. Yani, işinizde, kariyerinizde, akademik hayatınızda ya da özel hayatınızda başarılı olmanın sırrı neyi neden istediğinizi bilmeniz ve istediğiniz o şeye ulaşmak için yapılması ve yapılmaması gerekenleri doğru saptamanız anlamına gelir.
Bu bağlamda hedef belirleme stratejinizi iki ana bölümde sınıflandırmak mümkündür.
1. Hedefinizin Türünü Belirleyin.
Gerek sektörel gerek bireysel bazda milyonlarca hedef belirlemek mümkün. Ancak belirlediğiniz hedefler iki basit türde özetlenebilir: Süreç odaklı hedefler ve sonuç odaklı hedefler:
Süreç odaklı hedefler, kendinize belirlediğiniz temel bir hedefe ulaşırken kullandığınız süreç hedefleridir. Bu hedefler, uygulamaya yöneliktir ve yapmanız gereken işleri zamana, mekana ve benzeri çeşitli değişkenlere göre gerçekleştirmeniz için odaklanmanızı sağlar. Bu hedefler, çeviri projelerinin teslimi, ödevlerin yapılması, bir etkinliğin organize edilmesi vs. gibi sayısız süreci kapsayabilir.
Sonuç odaklı hedefler ise, performans kaygısının yoğun olduğu günümüzde en çok dikkat çeken ve sayıları giderek artan hedeflerdir. Çünkü sonuç odaklı hedeflerde, sürecin ötesinde süreç sonunda ortaya çıkan ürün yani sonucun kendisidir önemli olan. Süreç sadece sonuca götüren bir araçtır. Ancak burada vurgulamak gereken bir nokta var. Sonuç odaklı bir hedefe ulaşmak için süreç odaklı hedeflerin belirlenerek, sürecin başarıyla tamamlanması gerekir. Dolayısıyla iki hedef türünü birbirinden ayrı düşünmek yerine, birbiriyle bağlantılı, destek elemanlar olduklarını hatırlayalım. Dolayısıyla sınavdan iyi not almak bir hedef olabilir. Bunun için süreç hedefleri belirleyerek, günlük ve haftalık çalışma hedefleri belirlemek nihai hedefinize ulaşmanız için sizi destekleyecektir. Benzer şekilde genel müdür olmak isteyen bir yönetici, öncesindeki süreç için kendisine süreç hedefleri de belirleyerek, nihai hedefe süreç hedefleri + strateji ile ilerleyebilir.
2. Bu hedefin neden önemli olduğunu saptayın.
Evet hedef türünü belirlemek önemli. Ancak bu hedefi sizin için önemli yapan nedir. Hedefe ulaşmanız durumunda kazanımlarınız neler olacak, bu süreç boyunca motivasyonunuzu destekleyecek düşünce modeliniz ne olacak? Böylece süreç boyunca motivasyonunuzu kaybetmeden hedefinize emin adımlarla ilerleyeceksiniz.
3. Kendinizi ödüllendirin.
Kulağa çocukça gelebilir ancak ödül sisteminin her yaşta etkili olduğuna dair sayısız çalışma bulunuyor. Dolayısıyla, hedef adımlarınızı belirlerken, kritik noktalara ödüller koymayı unutmayın. Böylece gerek kendinize nefes alacak fırsat yaratmış olursunuz, gerekse de artımlı ödüllerle, her seferinde motivasyonunuzu devam ettirecek mini hedeflerle yola devam edersiniz.
Doğru hedefe ulaşmak için SMART kullanın! Kendiniz için size özel ve somut hedefler belirleyin. Unutmayın her birimizin hayattaki amacı ve motivasyonu farklı. Bu nedenle belirlediğiniz hedefin size özel olması ve somut olarak resminin çizilmesi son derece önemli.
Hedefinizi kesinleştirmek için ihtiyaçlarınız derinden anlamalı, bu hedefin sizi tam anlamıyla tatmin olmuş ve mutlu hissettirebileceği konusunda net hale gelmelisiniz. Bunun için aşağıdaki soruları cevaplandırarak cevaplarınız üzerinde derinlemesine düşünün.
Hedeflerinizi smart tekniği ile belirledikten sonra bir vizyon panosu yapmanız hedifinize doğru hızla çekilmenizi sağlar. Bir vizyon panosu için bilmeniz gerekenler ve nasıl yapacağınıza dair bilgileri yazımızda bulacaksınız. Keyifli bir çalışma olmasını dileriz.
Yaşam çemberi çalışması ile bir vizyon panosu hazırlamanız, yaşamınızın en ideal şekilde dönüşmesini destekleyecektir. Bu çalışma halihazırda yaşamakta olduğunuz yaşama dair size derin bir farkındalık da sağlayacaktır. Bu keyifli çalışmayı vakit kaybetmeden yapmanız hedeflerinizde olağanüstü bir netlik kazanmanızı sağlayacaktır.
GRUP TERAPİ SEANSLARI Arzu Prema Hepimiz aynı gezegende yaşayan ve benzeri sorunlarla yüzleşen kişileriz. Bazen sorunlarımıza tek başımıza çözüm bulamamamız çok doğal. Bir çoğumuz bizimle benzeri bir soruna çözüm bulmuş başka insanlarla karşılaştığımızda şaşırırız. Gördüğümüz şey sadece bakış açımızı değiştirmekle bir çok şeyin değişebileceğidir. Öte yandan yaşamda hiçbir şeyin tesadüf olmadığı bilimsel bir gerçeklik olduğuna […]
]]>Hepimiz aynı gezegende yaşayan ve benzeri sorunlarla yüzleşen kişileriz. Bazen sorunlarımıza tek başımıza çözüm bulamamamız çok doğal. Bir çoğumuz bizimle benzeri bir soruna çözüm bulmuş başka insanlarla karşılaştığımızda şaşırırız. Gördüğümüz şey sadece bakış açımızı değiştirmekle bir çok şeyin değişebileceğidir. Öte yandan yaşamda hiçbir şeyin tesadüf olmadığı bilimsel bir gerçeklik olduğuna göre, benzeri sorunları yaşayan kişilerin bir şekilde bir araya gelmesi de tesadüf olmaz öyle değil mi?
“Elbette değil” dediğinizi duyar gibiyim. Bu evrensel dinamik bize sunulan harika bir hediyedir. Evrenin bu harika hediyesi bize sorunlarımızın üstesinden gelebilmek için müthiş bir fırsattır.
Gelin hep birlikte sorunlarınızı nasıl yarattığınızı, hangi inançların yaşamınızda rol oynadığını ve bunları nasıl değiştirebileceğinizi bulalım. Yaşamınızı tüm dileklerinizi gerçekleştirebildiğiniz sonsuz fırsatların olduğu bir cennete çevirin.
Grup terapisi bunun gerçekleşmesine olanak sağlayan sonsuz olanakların yer aldığı bir çalışma şeklidir. Yargısız, eleştirel olmayan ve koşulsuz sevgi gerçekliği üzerinden kişilerin birbirleri ile buluşabildiği bir ortamı deneyimlemek harikadır.
Bir grupta kendi gerçekliğinizi açmaktan mı korkuyorsunuz? Bunun da altında bir inancınız yer alıyor. Bu inanç yaşamınızda samimi ilişkiler kurmanıza engel oluyor olabilir. Kişi kendisine derinden bir samimiyetle ulaştığında kendi gerçekliğini ifade etme korkusu yaşamayacaktır. Bu belki de hiç pratik etmediğiniz bir şey olabilir. Bu çalışma size bu fırsatı sunuyor.
Sizi yaşamın dalgalı sularıyla boğuşmaya sürükleyen egosal benliklerin isteklerinden
ve yapılacaklar listesinden uzaklaşıp tüm cevapların olduğu
öz benliğinize doğru eşsiz bir yolculuğa çıkacağız.
*Grup seansları 5 kişi ile sınırlıdır. Katılan herkese eşit zaman verilmektedir.
*Çalışmaya katılan her kişi ile ayrı bir konsültasyon yapılır. Bu konsültasyonda kişi ile birlikte aşağıdaki sorulara cevap buluyoruz:
1-Kişinin sorunu nedir?
2-Bu sorunu çözmek için daha önce neler denedi?
3-Sorunun kaynağı hangi inançtan geliyor?
4-Nasıl çözebiliriz?
EFT DUYGUSAL ÖZGÜRLEŞME TEKNİĞİ EFT – DUYGUSAL ÖZGÜRLEŞME TEKNİĞİ NEDİR? Soruna odaklanmış bir zihinsel durum içerisindeyken varlığımızın bir düzeyinde tehdit altında hissederiz. Tehdit ve tehlike hissettiğimizde ise beynimizin amigdala denilen merkezinde aşırı aktivite başlar ve savaş ya da kaç moduna geçer. Bir tehdit altında kaldığımızda, beden derhal reaksiyon verir ve kalp atışları hızlanır, tüm vücuda […]
]]>EFT – DUYGUSAL ÖZGÜRLEŞME TEKNİĞİ NEDİR?
Soruna odaklanmış bir zihinsel durum içerisindeyken varlığımızın bir düzeyinde tehdit altında hissederiz. Tehdit ve tehlike hissettiğimizde ise beynimizin amigdala denilen merkezinde aşırı aktivite başlar ve savaş ya da kaç moduna geçer. Bir tehdit altında kaldığımızda, beden derhal reaksiyon verir ve kalp atışları hızlanır, tüm vücuda adrenalin hormonu salgılanır ve kaslarımız gerilir ve bir anlamda savaşmak için hazır hale geliriz. Bir tehlike karşısında olduğumuzda geçtiğimiz bu mod bize büyük bir güç verir ve bedenin tüm kaynakları bu güce aktarılır.
Modern dünyada yüzleşmekte olduğumuz sorunlar karşısında beynimizdeki Amigdala denilen bu bölge, tehditin ne kadar gerçek olduğunun bilincinde değildir ve örneğin hissetmekte olduğumuz tehdit işimizi kaybetmekle ilgili bir güvensizlik duygusundan kaynaklanıyor olabilir ve buna da bu merkez aynı şekilde cevap verir.
EFT noktaları olarak ifade ettiğimiz ve meridyenlerin bir başka deyişle akupunktur noktalarının uçları olan bu noktalara ufak vuruşlarla baskı uyguladığımızda tüm bedenimize bir sakinleşme ve rahatlama hissi yayılır ve amigdala denilen bu merkez organizmanın güvende olduğunu algılar. Bizi üzen veya geren bir olayı hatırlarken bu noktalara vuruşlar yaptığımızda bedenimizde bulunan stres ve gerginliği bertaraf eder ve o olaya verdiğimiz tepkiyi yeniden programlarız.
Sonuçta insan sadece deneyimlediği şeyin ne kadar gerçek olduğuna dair bir içgörü elde eder o nedenle de sadece bu uygulamayı deneyin ve sonuçlarını kendiniz görün. İşin güzel yanı bu tekniği öğrenmek gayet basittir ve her ne zaman kendinizi stres altında veya depresif hissederseniz kolayca yapabileceğiniz bir araç olur elinizde.
Bilimsel olarak EFT’nin beyindeki elektriksel bağlantıları yenilediği ve beden ile zihni dengeye getirdiği kanıtlanmıştır
Bilinçaltı inançlarınızı ve buna bağlı duygusal kalıplarınızı EFT tekniğini kullanırken bedende depolanmış olan bilinçaltı kalıpları ve bunlara bağlı duygusal yoğunluğu ortadan kaldırırsınız ve böylece bedendeki kimyasal salgıların niteliğini değiştirirsiniz. Bu olduğunda sinir sisteminizin aktivitesi değişir ve aynı zamanda sindirim ve hormonal sistemleriniz düzene girmeye başlar, enerji düzeyiniz dengelenir.
Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar şaşırtıcıdır; sonuçlar göstermiştir ki, EFT ile vuruş tekniği batı tıbbı ile doğu şifa teknikleri arasında bir geçiş köprüsü niteliğindedir. Bu yöndeki bilimsel çalışmalardan biri olan Dr. Dawson Church ve Dr. David Feinstein’ın çalışması göstermiştir ki stres hormonu olarak anılan kortizol salgısı EFT sonrasında azalma göstermiştir.
Çalışmaya katılanlar üç gruba ayrılmış; 1. Grup bir saatlik bir EFT uygulaması almışlar, 2.Grup bir saatlik psikoterapi almış ve 3.Grup hiçbir uygulama almamışlardır. Araştırmacılar uygulama öncesi ve sonrasında katılımcıların kortizol seviyelerini ölçmüşler ve sonuç olarak 1.Grup katılımcılarının kortizol seviyelerinde %24 azalma gözlenirken 3. Ve 4. Grup katılımcılarında bir değişme olmadığı gözlenmiştir.
Çalışmanın bilimsel bulgusu şöyledir: EFT uygulamasının, beyinin sempatik ve parasempatik bölgelerindeki aktiviteyi dengeli hale getirerek, sağlıklı olmanın altın standartı olarak adledilen “nötr duygusal hal”’in sağlandığı gözlenmiştir.
Kaynak: Nick Ortner- Tapping Solutions
ÇOCUKLUKTA DUYGUSAL İHMAL İhmal Edilmiş bir çocuk musunuz? Hepimiz yaşama farklı davranış ve duygularla yaklaşan anne babalar tarafından büyütüldük. Bazılarımız, sevgi ve güven duyguları açısından diğerlerine nazaran daha talihli olabiliriz. Yaşama anlam katmak ve maneviyat açısından bunun anlam ve önemi bir yana, biz üzerimizdeki etkilerini fark edinceye dek, ihmal edilmiş ve görülmemiş bir çocuk olmanın […]
]]>Hepimiz yaşama farklı davranış ve duygularla yaklaşan anne babalar tarafından büyütüldük. Bazılarımız, sevgi ve güven duyguları açısından diğerlerine nazaran daha talihli olabiliriz. Yaşama anlam katmak ve maneviyat açısından bunun anlam ve önemi bir yana, biz üzerimizdeki etkilerini fark edinceye dek, ihmal edilmiş ve görülmemiş bir çocuk olmanın etkileri sandığımızdan çok daha güçlüdür.
Sevgi ve güven, yaşamda bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu ve yetişkin dönemlerinde ona güçlü bir temel sağlayacak olan en önemli duygular oldukları su götürmez bir gerçektir.
İhmal edilmiş bir çocuk olmak, sizi yetiştiren ebeveynlerinizin, fiziksel, duygusal ve ruhsal ihtiyaçlarınıza yeterince etkili cevap vermemiş olmalarından kaynaklanır.
Bu durum, gözle göremediğimiz, yetişkin yaşlarında artık hatırlamadığımız ancak etkisini yaşamsal deneyimlerimizde sürekli olarak hissetmekte olduğumuz duygulara dönüşmüştür. Siz farkında olmasanız da, hep sizi izleyen bir gölge gibi peşinizdedir ve tüm yetişkin deneyimlerinize damgasını vurur.
Çocukluktaki bu ihmal edilmişliği, görülmez kılan nedir?
Çünkü, ebeveynlerinizin sizi duygusal olarak ihmal etmeleri size olan bir şey değil, size olmayan bir şeydir ve genellikle, biz bize yapılmamış bir şeyi görmez ve bilmeyiz. Olmamış bir şeyi bilinç altımızın kaydetmemesi de gayet doğaldır. Bunu normal bir durummuş gibi algılarız. Ta ki bir başka ailedeki durumla kıyaslayana kadar böyledir bu.
Aradan yıllar geçtikten sonra, bir yetişkin olduğunuzda, bir şeylerin yanlış olduğunu hissetmeye başlarsınız, içinizde bir his vardır ama ne olduğunu bir türlü bilemezsiniz. Bunun nedenini anlamak için çocukluğunuza geri gider cevap ararsınız ama olmayanı görmeniz mümkün değildir. Bunun sonucunda da, kendinizle ilgili bir sorun olduğuna karar verirsiniz. Zihniniz “sorun bende” demektedir.
“Olan her ne ise bu benden kaynaklanıyor” olduğuna inancınız kuvvetlenir. Başınızdan geçenler de hep bunu doğrular niteliktedir zira, neye odaklanmış olursanız onu yarattığınızı bilmemektesinizdir. “Ben başkalarından farklı biriyim. “Bende olmayan bir şey var, ben kusurluyum” diye düşünmeye başlarsınız.
Oysa olan gerçekte bu değildir. Bunun cevabı başka bir yerde bulunmaktadır ve bir kez problemin gerçekte nereden kaynaklandığını anladığınızda bu durumu iyileştirmeniz mümkündür.
Duygusal ihmale uğramış bir çocuk olduğunuza işaret eden 7 belirti:
1-Boşluk hissi
Boşluk hissi, her insanda farklı hissedilir. Bazı insanlar bunu karın bölgesinde, kalp bölgesinde veya boğazlarında gelip giden bir boşluk hissi olarak algılarlar. Bazısında ise bu bir donukluk hissidir.
2-Bağlanma korkusu
Bağımsız bir kişi olmak durumu ile bunu karıştırmamak gerekir. Ancak, birine veya insanlara bağlandığında derin bir rahatsızlık hissi duymak başka bir şeye işaret eder. Eğer kendinizi, başkalarının yardımına, desteğine veya ilgisine ihtiyaç duymamak adına büyük bir gayret içinde hissediyorsanız, bağlanma korkunuz olma olasılığı yüksektir.
3-Kendi değerini reel olarak görememek
Yapabileceklerinizin neler olduğunu anlamakta güçlük çektiğiniz olur mu? Güçlü olduğunuz veya zayıf olduğunuz şeyler neler? Nelerden hoşlanırsınız? Sizin için önemli olan şeyler neler? Ne istiyorsunuz? Bu sorulara cevap vermekte zorluk çekiyorsanız, kendinizi gerektiği kadar iyi tanımıyor ve değer vermiyorsunuz demektir.
4-Başkalarına kendinden daha çok merhamet göstermek
Kendinize bir arkadaşınıza olduğunuzdan daha sert mi davranıyorsunuz? Arkadaşlarınızın problemlerine odaklanıyor ancak kendi problemlerinizi asla paylaşmıyor musunuz?
5-Suçluluk, Utanç, Kendine yönelmiş öfke ve Yargılama
Bu muhteşem dörtlü, size karşı mı çalışıyor? Bazı insanlar yaşamda başlarına negatif bir deneyim geldiğinde hemen kendilerini suçlamaya ve utanç hissetmeye meyillidirler. Başka insanların utanç duymadıkları şeylerden siz utanç duyuyor musunuz? İhtiyaçlarınız olması, hata yapmış olmanız veya duygularınızın olması size utanç veriyor mu?
6-Ölümcül derecede hatalı olduğunuzu düşünmek
Yaşamınızda bir şeyler yolunda gitmiyor ancak siz bunun ne olduğunu tam olarak bilemiyorsunuz ve kendinize “bu benim yüzümden oldu” diyor ve bunun doğruluğuna inanıyorsunuz. “Ben sevilebilir biri değilim, başkalarından farklıyım, bende bir sorun var” diyorsunuz.
7-Duygularınızı, tanımlamakta, yönetmekte veya ifade etmekte güçlük çekiyorsanız
Öfkelendiğinizde diliniz tutulmuş gibi hisseder misiniz? Duyguları tanımlamak için gerekli kelimeleriniz kısıtlı mı? Çoğunluka insanların yaptıkları davranışlarının altında yatan nedeni bilmek konusunda aklınız karışıyor mu? Çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını görmezden gelen, yeterince değer vermeyen ve cevaplamayan ebeveynler, farkında olmadan çocuklarının bilinçaltına şu mesajı vermektedirler: “Senin duyguların önemli değil.”
Bir çocuk olarak bu durumla başa çıkabilmek için, duygularınızı bastırma yoluna gidersiniz böylece ailede bir “sorun” olarak görülmekten kaçınırsınız.
Sonuçta bir yetişkin olduğunuzda, duygularınızla irtibat kuramaz hale gelirsiniz. Oysa duygularınız, sizi yönlendiren, size rehberlik eden, yaşamla bağlantınızı güçlendiren en temel araçlardır. Bu duygular, sizin için önemli olanın ne olduğunu, özünüzde kim olduğunuzu ve bunun nedenini söyleyecek olan şeylerdir.
Çocuklukta Duygusal İhmal Testi
Dr. Jonice Webb
Çocukluğunuzda duygusal olarak ihmal edilmiş olduğunuzun farkına varmak, yaşamınızda büyük bir dönüşümün başlangıcıdır. Bu durum, gözle görülebilen veya hatıralarımızda net olarak yer alan bir tabloya işaret etmemektedir bu nedenle de onu teşhis etmek biraz çaba gerektiriyor.
Peki Çocuklukta ihmal edilip edilmediğinizi nasıl anlarsınız?
1.Ailenizle veya arkadaşlarınızla birlikte olduğunuzda kendinizi ait hissetmiyor musunuz?
2.Başkalarına bağlı olmadığınız için gurur duyar mısınız?
3.Yardım istemekte güçlük çeker misiniz?
4.Aileniz ve dostalrınız çok mesafeli ve uzak olduğunuzdan yakınırlar mı?
5.Yaşamda potansiyelinizi gerçekleştiremediğinizden şikayetçi misiniz?
6.Sık sık yanlız kalmak istiyor musunuz?
7.İçinizde bir ses aldatıldığınızı veya kandırıldığınızı söylüyor mu?
8.Sosyal ortamlarda kendinizi rahatsız hissediyor musunuz?
9.Sıklıkla kendinize kızıyor veya suçluyor musunuz?
10.Başkalarını eleştirdiğinizden çok kendinizi mi eleştiriyorsunuz?
11.Kendinizi başkalarıyla kıyaslıyor ve yetersiz mi buluyorsunuz?
12.Hayvanları sevmeyi insanları sevmekten daha kolay bulur musunuz?
13.Sık sık sebepsiz yere rahatsız ve mutsuz hisseder misiniz?
14.Ne hissettiğinizi anlamak konusunda sıkıntınız varmı?
15.Zayıf ve güçlü yanlarınızı tanımlamakta güçlük çeker misiniz?
16.Kendinize dışarıdan baktığınız oluyor mu?
17.İçinizde inziva isteği fazla mı?
18.Kendinizi sakinleştirmekte güçlük çekiyor musunuz?
19.Sizi şimdiki zamanda olmaktan geri çeken bir şeyler olduğunu hissediyor musunuz?
20.İçinizin bomboş olduğunu hisseder misiniz?
21.İçinizde “bende bir sorun var” diyen bir ses varmı?
22.Kendinizi disipline etmekte sıkıntı yaşıyor musunuz?
Yukarıdaki sorulara Evet cevabı verdiğiniz konular, çocukluğunuzda hangi duygularınız konusunda ihmal edildiğinizi gösteriyor.
Şimdi çocukluğunuzda duygusal ihmale uğramış olduğunuz konular açsından bir iç görünüz var. Aşağıda bu durumun etkilerinden özgürleşmenizi sağlayacak bazı öneriler bulacaksınız.
Öncelikle, Çocukluktaki Duygusal İhmalin etkilerinden özgürleşmenin neden önemli olduğunu konuşalım.
*Çocukluğunuzda ebeveynlerinizin size duygusal anlamda etki etmiş her türlü davranışı, sizin yetişkin yaşamınızda kendinize olan davranış modalitenizi belirler. Bu gerçek yüzlerce araştırma ile kanıtlanmıştır.
*Duygular, biyolojinizin reddedilemez kısımlarını oluşturur. Eğer duygularınızı görmezden gelirseniz, kendinizle çok ilgili olduğunuzu sansanız da bir başka seviyede kendinizi ihmal etmektesinizdir.
*Duygular, her türlü ilişkinin temelini belirler. Eğer duygularınızla temas etmezseniz, yaşamınızla irtibatınız ve mutluluğunuz için gereken büyük bir kaynağı kaybedersiniz.
*Duygusal zekanın, yaşamda ve işte başarı sağlamak açısından entellektüel zekadan çok daha önemli olduğu kanıtlanmıştır. Kendi duygularınızı tanımlamanız, yönlendirmeniz ve idare edebilmeniz büyük yaşamsal öneme sahip olduğu gibi başkalarıyla olan ilişkilerinizde duygularınızı kontrol edebilmeniz açısından da son derece önemlidir.
*Çocukluklarında ebeveynlerinden duygusal olarak ilgi ve değer görmüş olan insanlar genellikle bu tutumu kendi çocuklarında da devam ettirirler. Ancak kendi çocukluklarında duygusal olarak ihmale uğramış olan kişiler kendi çocuklarına bu ilgi ve önemi vermek konusunda büyük mücadele içinde olmak durumunda kalırlar. Çocuklarınıza gereken ilgiyi ve önemi vermek için öncelikle, kendinizin kör noktalarını, eksik kalmış yönlerinizi, ebeveynlerinizden alamadığınız ilgi ve önemin sizde nelere sebep olduğunu anlamak için bilinçli bir çaba harcamalısınız aksi taktirde sizde olmayanı bir başkasına vermeniz mümkün değildir.
Duygusal İhmal Edilmişlik Gerçeği ile yaşamanın zorlukları nelerdir?
*Duygular, davranışların ardında gizlenirler. Davranış alışkılarınızı belirleyen şey duygularınızdır. Eğer bir analoji kuracak olursak, araba davranış, motor ise duygudur. Arabayı ve onun yeteneklerini görmemiz çok kolaydır. Ancak motoru görebilmemiz için kaputu açıp bakmamız gerekir.
*Duygularımızın dilini bilerek doğmadık. Duygular, karmaşık, güçlü ve çetrefilli olabilirler. Çoğu insan duygularını kolayca bastırma yoluna gitmektedir.
*Eğer keni duygularınıza karşı körleşir ve onları görmezseniz, başalarının duygularını da göremezsiniz, buna çocuklarınız da dahildir.