Yoga - arzuprema.com https://arzuprema.com/blog/category/yoga/ Arzu Prema Fri, 24 Jul 2020 03:01:03 +0000 tr hourly 1 195850504 Mantra Bilimi https://arzuprema.com/blog/mantra-bilimi/ https://arzuprema.com/blog/mantra-bilimi/#respond Fri, 24 Jul 2020 02:08:29 +0000 https://premawellbeing.com/?p=7273 arzuprema.com
Mantra Bilimi

SES TİTREŞİMLERİ VE MANTRA BİLİMİ Mantra, zihnin yaratımı ses yoluyla ifade etmesidir. Man = zihin, Trang = dalga veya ifade anlamındadır. Mantra bilimi, sesin çakralar ve insan ruhu üzerinde kesin ve öngörülebilir etkiye sahip, özel bir formu ve planı olan enerji biçimi olduğu bilgisine dayanmaktadır. Mantralar, fiziksel ve metafizik yasalara göre zihnin ve beynin kimyasını […]

Mantra Bilimi
Arzu Prema

]]>
arzuprema.com
Mantra Bilimi

SES TİTREŞİMLERİ VE MANTRA BİLİMİ

Mantra, zihnin yaratımı ses yoluyla ifade etmesidir. Man = zihin, Trang = dalga veya ifade anlamındadır. Mantra bilimi, sesin çakralar ve insan ruhu üzerinde kesin ve öngörülebilir etkiye sahip, özel bir formu ve planı olan enerji biçimi olduğu bilgisine dayanmaktadır.

Mantralar, fiziksel ve metafizik yasalara göre zihnin ve beynin kimyasını değiştiren formüllerdir. Bir mantranın gücü sesin titreşimine bağlıdır. Kundalini Yoga’da kullanılan mantralar, anlamları ve ritmik tekrarları ile bilinci yükseltir veya değiştirir. Bir mantrayı nefese bağlamak faydalıdır.

Naam, Titreşimsel kimlik demektir. Yaydığımız titreşim kim olduğumuzu belirleyen etkiye sahiptir.

Naad, Tüm varolan sesin özü tohumudur. Sonsuz’un deneyimlenebileceği titreşimsel harmonidir.

Naad Yoga, Naad bilimi, ses titreşimlerinin beden, zihin ve ruhu dilin, ağzın ve beyindeki kimyasalların değişmesiyle nasıl etkilediğine dayanmaktadır.

Shabd, gerçeklik algımızı bozan egodan özgürleşerek öz benlik algımızın gelişmesini sağlayan ses akımı veya titreşimdir.

Shabd Guru, Naad’ın gücüyle bilincimizi doğrudan değiştiren kuantum ses teknolojisidir. Shabd Guru, egonun daralmalarını ve çarpıklıklarını ortadan kaldıran özel bir ses akımı olarak kabul edilir.

Siri Guru Granth Shib, Guru’nun, zihin / beden bilgisayarımızı Sonsuz ile rezonansa sokacak şekilde programlamamızı sağlayan kodlanmış bir formudur. Kelimenin tam anlamıyla ses akımının içsel bilgeliğinin somutlaşmış halidir.

Sesin Doğasına Dair

“Evrenin her bir elementi bize ışık, ses ve enerji olarak tezahür eden sürekli bir titreşim halindedir. İnsan duyuları sonsuz titreşim aralığının sadece bir kısmını algılar, bu yüzden Kutsal Kitaplarda yazılanları anlamak zordur çünkü aslında tüm yaratılışın altında yatan ve sonsuz titreşimin ifadesidir. Kişi kendi bilincini bir mantra kullanarak bütünlüğün farkındalığına uyumlayabilir. Yaratımın kök sesiyle veya ses akımıyla orantılı olarak, kişinin tüm titreşim spektrumuna olan duyarlılığı genişletilebilir tıpkı telli bir enstrümanda nota basmak gibi.

Evren Bir Enerji Denizidir

Bizler bir enerji denizi içine yaşıyoruz ve enerji titreşmektedir. Yaratılıştaki her şey titreşiyor. Görünüşte sağlam olan cansız nesneler dahi sürekli titreşir, sadece hareketli nesnelere göre daha yavaş veya daha düşük bir frekansta titreşir. Bazı titreşimler duyulabilir; tıpkı kulaklarımızla duyabileceğimiz sesler gibi. Düşünceler sessiz ve elektromanyetik titreşimlerdir. 

Dinlediğimiz ve konuştuğumuz titreşim frekansının aralığı kısaldıkça ve eterik kalitesi yükseldikçe kendi titreşim frekansımız o kadar artar. Kendi titreşimimizi yükseltmek, bizi evrenin orijinal yaratıcılığı olan herkesin en yüksek titreşimi olan Tanrı’yı deneyimlemeye ve birleştirmeye yakınlaştırır. Tüm evren ses üzerine, titreşim üzerine inşa edilmiştir. Şiirsel olarak ifade etmek gerekirse: Tanrı konuştu ve dünya oluştu. Daha doğrusu, Tanrı titreşti ve tüm evrenler ve dünyalar, güneş sistemleri, okyanuslar, topraklar ve gökyüzü ve bunlarda yaşayan varlıkların tohumları ortaya çıktı. 

Evrendeki her şeye karşılık gelen bir titreşim frekansı vardır. Belirli bir ses kombinasyonunu titreştirerek, çeşitli zeka veya bilinç seviyelerine geçersiniz. Durumlar, kişiler ve olaylar gönderdiğiniz sinyallere yanıt verir. Bir mantranın titreşim frekansı, titreştiğiniz her şeyi size çeker.

Mantra Seslendirmek/Çent Etmek

Sessizce veya yüksek sesle mantraları seslendirmek /çent etmek, zihni kontrol etmek ve yönlendirmek için bilinçli bir yöntemdir. Mutluluk, üzüntü, sevinç ve pişmanlık zihindeki titreşim frekanslarıdır. Onlara tutum ya da inanç deyin, ama temelde, bunlar titreşim frekansları ya da düşünce dalgalarıdır. Bunlar zihnimizin kullandığı program türünü belirlerler. Seçtiğimiz senaryo, titreşimimizi, nasıl hissettiğimizi ve başkalarına ne yansıttığımızı tanımlar. İstediğimiz zaman seçme hakkımızı kullanabiliriz.

Konuştuğumuz her kelimeyle ve hatta düşündüğümüz her kelimeyle yaratıyoruz. Bir mantrayı zikrettiğimizde, o hecelerde bulunan pozitif gücü çağırmayı seçiyoruz. Refah, gönül rahatlığı, sezgi artışı veya mantraların doğasında var olan diğer olası faydalardan herhangi biri için olsun, sadece onları söyleyerek, etkili olacak titreşimleri harekete geçiriyoruz. Seslerin anlamını anlamamız veya anlamamamız önemli değildir.

(Kaynak:Kundalini Yoga: Shakti Parwha Kaur Khalsa/Sonsuz Gücün Akışı)

Mantra Bilimi
Arzu Prema

]]>
https://arzuprema.com/blog/mantra-bilimi/feed/ 0 7273
Yoga Sizde Başlasın https://arzuprema.com/blog/yoga-sizde-baslasin/ https://arzuprema.com/blog/yoga-sizde-baslasin/#respond Sun, 19 Jul 2020 15:26:22 +0000 https://premawellbeing.com/?p=6367 arzuprema.com
Yoga Sizde Başlasın

Yogaya dair cümle kurmaktan, “yoga şudur veya yoga budur” gibi şeyler anlatmaktan her zaman uzak durmayı tercih ederim; yogayı bir ifadeye sığdırmak onu sınırlandırmak gibi geliyor bana çünkü. Ve yoga sonsuzluğa ve sınırsız olan tarafımıza açılan kapı olduğu için, ona dair her tanım, sabun köpüğü gibi anında yok oluyor. Yogayı bu nedenle bir tanım içine […]

Yoga Sizde Başlasın
Arzu Prema

]]>
arzuprema.com
Yoga Sizde Başlasın

Yogaya dair cümle kurmaktan, “yoga şudur veya yoga budur” gibi şeyler anlatmaktan her zaman uzak durmayı tercih ederim; yogayı bir ifadeye sığdırmak onu sınırlandırmak gibi geliyor bana çünkü. Ve yoga sonsuzluğa ve sınırsız olan tarafımıza açılan kapı olduğu için, ona dair her tanım, sabun köpüğü gibi anında yok oluyor. Yogayı bu nedenle bir tanım içine koymaktan hep kaçınıyorum.
 
Çoğu kişi yogaya bir arayış ile yönelir. Bu arayış, yaşadığı acı deneyimlere neden olan şeylerin ve onların nasıl yaratıldığına dair bir içsel soru taşır. Her ne olmuşsa olmuş, üzülmüş, yalnız kalmış ve umutsuzluğa kapılmıştır.
 
Tam da o arayışa başlama anında yoga sende başlar aslında. Nerden mi biliyorum? Çünkü bende öye oldu. Sen de benden farklı değilsin onu biliyorum.
 
Ben de yaşamda üzüldüm, yalnız kaldım ve umutsuzluğa kapıldım. Bunun üstesinden gelebilmek için arayışlara girdim, binlerce savunma mekanizması geliştirdim; hiç biri işe yaramadı.
 
Yoga ise hep işe yaradı…
 
Yoga, sanskritçe, yuc kökünden gelen ve bütünle bağ kurmak anlamına gelen bir sözcükmüş aslında. Derinlemesine düşündüğünüzde ve deneyimlediğinizde Yoga sistematiğinin size yaptığı şey tam da bu; bütünle yeniden bağınızı kurmak.
 
Yoga öğrenmeye başladığınızda, onun tüm felsefesi de içinizde uyanmaya başlıyor. Gerçekte bedeninizin sınırlarını aşmak ve ötesindeki özü görmekle ilgili bir şey olduğunu anlıyorsunuz. Yoksa, o hep gördüğünüz, bacağın kafanın arkasına aşırtılmış duruşlar veya kafa üstü ters duruşlar yoga’da hedeflenen nihai noktalar değil.
 
Ancak yine de Yoga dendiğinde birçoklarında gördüğüm ve işittiğim ilk tepki, o zor duruşlara karşı olan içsel “yapamama” korkusu oluyor. Oysa yoga o duruşların pratik edilmesinden çok daha derin bir pratik içeriyor. O derin pratiğin deneyimlenmesi için kişinin ilk aşması gereken şey, yoga yapanların paylaştıkları o extrem yoga duruşlarını yapamayacaklarından dolayı hissettikleri geri çekilme oluyor.
 
Bir arkadaşımdan şöyle bir tecrübe dinlemiştim: “aman aman bir daha yoga stüdyosuna gitmem asla. Zayıf incecik kadınlar, hareketleri kolayca yapıyorlar, bense kan ter içinde kaldığım gibi bir de yapamadığım için sinirim bozuldu. Ben bacağımı ileri uzatana kadar onlar hareketi tamamlamışlardı bile.”
 
Yoga yapanların, “bakın biz ne kadar eğleniyoruz, hayatın anlamını bulduk, bedenin sınırlarını aştık, siz hala masa başında debelenmeye devam edin” mesajı veren paylaşımları gerçekten de olası harika bir deneyimden kişileri uzaklaştırabiliyor.
 
Elbette ki bu da Dünyevi bir deneyim ve herkesin aşıp geçmesi gereken yollar var diyeceksiniz belki. O da doğru…
 
Aslında herşey sadece “oluşuyor”, biz de oluşanın içinden geçiyoruz. Ancak yine de yeni çağın bilinci bize oluşan şeyi yeniden yapılandırma, dönüştürme fırsatı veriyor.
 
Yaşadığım herşeyin sorumluluğunu üstlenmeye başladığımda, dışarıda beni üzebilecek hiçbir şeyin olmadığını, acı ile oluşan her şeyin, sorumluluğu almak istemediğimde ortaya çıktığını bütünle bağım güçlendikçe anladım.
 
Bunu anlayışım, karlı dağlardan akan suların taşındığı derenin içinde otuz dakika süren meditasyonlar yaparken, o acı deneyimlerin izlerini bedenimde hissedişimle arttı. Acı deneyimlerin izlerinin bedenimde çığlıklar atmakta olan varlıklar gibi orada durmakta olduğunu anladım. Benim için her an atan bir kalbim olduğunu, hiç bir yargı taşımadan kanımı tüm vücuduma pompalamaya devam ettiğini hatırladım. Kendime merhamet etmeyi öğrenmeye başladım.
 
Eğitimdeki arkadaşlarımızla, gece başlayıp sabaha kadar sekiz saat süren toplu meditasyonda, birinin bıraktığını diğerinin nasıl kaldırabileceğini, birlikte nelerin mümkün olduğunu, grup bilincinin tek bir kişide nasıl bütünlendiğini öğrendim. İçinde ateş yanmakta olan şaman çadırında otuz kişi bir araya gelip  yaptığımız meditasyonda, akciğerlerim tamamen havasız kaldığında ölümle burun buruna da olsam orada kalıp sonuna kadar gitmekle, çadırdan bir an önce kaçıp gitmek arasında bir seçim yaptığım an, yaşamımla ve seçimlerimle ilgili kendimi daha iyi tanıma fırsatı buldum.
 
Tüm bu deneyimleri yaşadığım yoga kamplarında, tıpkı benim gibi, mutluluğu arayan, acıyı önlemeye çalışan, üzülmüş, yalnız kalmış, umutsuzluğa kapılmış, ihtiyaçlarını gidermeye çalışan ve böylece hayatı öğrenen insanlarla karşılaştım.
 
Kendime karşı ve bütüne karşı merhametim arttı. Yalnız olmadığımı hatırladım. Dünyada benim gibi yedi buçuk milyar insanın acıyı önlemeye çalışmak için ne mücadeleler verdiklerini farkettim.
 
Kendime hediye ettiğim yaşamı nasıl yaşamam gerektiğini, deneyimlerden neyi nasıl anlamam gerektiğini, benimle aynı Dünyayı paylaşan insanlarla nasıl bağ kurabileceğimi, yoga pratikleri ve felsefesi ile daha iyi anladım. Daha genel geçer bir tabirle söylersem; o güne kadar öğrendiğim ne varsa yoga ile “kafama oturdu”. Bunları farketmemi sağladığı için yoganın varlığına ve bende başladığı ana şükür ediyorum.
 
Hepimiz kendi özümüzün mesajını almak için atomik belleklerimizde kayıtlı bir saate ve ana sahibiz. O saat çaldığı anda yoga yani bütünle birleşme işlemi başlamıştır, buna direnmek mümkün değildir. Buna direndiğim her an acıyı daha da büyüterek yaratmaya devam ettiğimi anladım.
 
Daha da önemlisi anlayacak daha çoook şey olduğunu anladım ve bu bana büyük bir keyif verdi. Çünkü artık nasıl anlayacağımı biliyorum…
 
Sevgiyle kalınız…
 
 
.

Yoga Sizde Başlasın
Arzu Prema

]]>
https://arzuprema.com/blog/yoga-sizde-baslasin/feed/ 0 6367